Siyaset Yeşil politikacı Memet Kılıç’tan Erdoğan’a “pişkinlik ve korkaklık” hatırlatması

Yeşil politikacı Memet Kılıç’tan Erdoğan’a “pişkinlik ve korkaklık” hatırlatması

Türk kökenli Alman politikacı Memet Kılıç, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, eğer Trump'ın skandal nitelikteki aşağılayıcı mektubuna yanıt vermezse, çok ağır nitelemeleri kabullenmiş olabileceğini ileri sürdü.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a gönderdiği mektubu ve “Mektup çöpe atıldı” yanıtını Alman siyasetçi Memet Kılıç HALKWEB için değerlendirdi.
Türkiye’de “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla hakkında dava açılan Memet Kılıç, Erdoğan’ın sessiz kalmasının ve mektubun kamuoyundan gizlenmesinin akıllara bazı soru işaretleri getirdiğine dikkat çekti. Alman bir siyasetçi hakkında Türkiye’de cumhurbaşkanına hakaretten hakkında dava açılan ilk isim olan Kılıç, ortada bir danışıklı dövüşün bulunduğunu ve oyun kurucunun da Rusya olduğunu öne sürdü.

Federal Alman Meclisi eski Milletvekili ve Birlik’90/Yeşiller partili politikacı Memet Kılıç “Trump’ın mektubunu” ve Erdoğan’ın “Çöpe attım” yanıtını şöyle yorumladı:

“TÜRKİYE’NİN HİÇBİR CUMHURBAŞKANI BÖYLE BİR HAKARETE MARUZ KALMADI”

“ Öncelikle Türkiye bu duruma düşmemeliydi. Erdoğan şu an makamına hakaretle ilgili 70 bin soruşturma açmış. Bu, şu anlama geliyor: Kendisini eleştirenleri sindirmeye çalışmak ya da hakaret konusunda haklıysa, bu kadar hakareti üstüne çekiyor anlamına gelir ki, bu da iyi değil. Trump’ın mektubuna dönersek: Türkiye’nin hiçbir Cumhurbaşkanı böyle bir hakarete maruz kalmadı.

“MEKTUBUN ORTAYA ÇIKMASINDA ZAMANLAMASI MANİDAR”

Ayrıca mektubun ortaya çıkması, zamanlaması “manidar”. Bu sözü bir de ben kullanmak istiyorum. Erdoğan’ın Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas’a hakaret ettikten sonra bu mektubun ortaya çıkması çok ilginç. 9 Ekim 2019 tarihli mektup şimdi neden ortaya çıktı? Erdoğan gücünün yettiğini dövmeye çalışan bir kabadayı gibi. Alman Dışişleri Bakanına açıktan hakaret etti. Buna karşılık 9 Ekim 2019 tarihli mektup kamuoyundan gizlenmiş, sızdırılmamış.
Alman Dışişleri Bakanı Maas’a açık açık hakaret etti. Trump da neden konunun üstünü kapadı. Erdoğan gerçekten karşı koymak isteseydi, o tarihte yanıt verip kameraların önüne geçerdi. Ama ne yaptı? O mektuptan sonra, hatta üstüne, Trump ile görüşme ayarladılar. Demek ki, bu mektuba rağmen yalvarmaya gidiyorlarmış. Aksi takdirde bir yanıtı olurdu. Türkiye’deki yanlış politikaları eleştirenlere hakaret davaları açanlar, bu kadar ağır bir hakareti görmezden geliyorsa, bunu adı ya pişkinliktir ya korkaklık ya da her ikisidir.

“ELÇİYİ DIŞARI ÇIKARIP, İNCİRLİK’İ KAPATABİLİRDİ”

Bu normal bir gidişat olsaydı ABD Büyükelçisini, Trump’tan özür gelene dek, istenmeyen adam ilan ederek Türkiye’den çıkarır, İncirlik Hava Üssünü de kapatırdı. Ancak danışıklı dövüş görüyorum. Trump ile Erdoğan’ın birbiriyle kavga ettiğine de inanmıyorum. Erdoğan ‘Bakın Amerika’ya nasıl kafa tutuyorum’ deyip mektubu çöpten çıkarıp göstermelik sert bir cevap verecektir.

Başkanlık makamını işgal eden bu iki kişi Rusya’nın da koordinasyonuyla birbirleriyle çatışıyor gibi gözüküyorlar. Bir yandan da kendi tabanlarını konsolide ediyorlar. Oyun kurucu ise Rusya’dır.

Rusya ve Trump Suriye ve İran arasında ortak bir harekât tarzı belirlenmiş durumda. Trump’ın yeniden seçilebilmesi için Rusya’nın desteğine ihtiyacı var. Onun için ABD ile Rusya arasında olmasa da Trump ile Rusya arasında İran ve Suriye arasında anlaşılmış olmalı. Türkiye bu kavgada oyuncak gibi kullanılıyor. Rusya, 2 NATO ülkesinin karşı karşıya getirilmesinde, ABD ise Türkiye ile tekrar çatışıyormuş gibi gözükerek Kürt müttefikleri yatıştırmakla meşgul ve kendi ülkesinde de ortalığı yatıştırarak seçim durumunu da konsolide edebilmek için hareket ediyor.

“TRUMP BU MEKTUPLA GÖZ BOYADI, KÜRTLERE VE SEÇMENİNE OYNADI”

Bu mektupla Trump göz boyamış. Bizim tanıdığımız Erdoğan’ı bu mektubu okuduktan sonra hemen kameraların karşısına çıkıp meydanlarda görürdük. Ama mektubu gizlemeyi tercih etti. Erdoğan da yarın bir gün Trump’a göstermelik sert bir mektup yazabilir. Tüm bunlar cereyan ederken dünya üzerinde ise bulundukları makama yakışmayan devlet adamları yüzünden diplomasinin saygın dilinin de kaybolmak üzere olduğuna tanıklık ediyoruz.
Şunu da vurgulamakta yarar var: Bu, Türkiye Cumhuriyeti’ne yapılmış bir hakaret değil, bu, Erdoğan’ın şahsına direkt yapılmış bir hakaret. Erdoğan aynı zamanda AKP’nin de genel başkanı. O, siyasi bir partinin lideri ve eleştirilebilir. Trump’ın akli dengesi yerinde olmasa da hedefte Türkiye Cumhuriyeti değil AKP Genel Başkanı vardır. Erdoğan’ın kendisi de çevreye, dünyaya hakaret eden bir kişidir.
Türk halkı bu noktada şapkasını çıkarıp önüne koymalı ve ‘Böyle bir şahsı nasıl böyle bir makama koyduk’ diye düşünmeli. Bundan bu ders çıkarılmalı.

“CİHATÇILAR AVRUPA’YA GÖNDERİLECEK”

Almanya’da 2016 mart ayında yazdığım bir makalede sığınmacılar anlaşmasının ne anlama geldiğini izah etmiştim. Rusya’nın koordinasyonunda Suriye’de Kürtlerin elinden kurtarılan cihatçılar bir şekilde sığınmacı olarak Avrupa’ya gönderilecekler. Bunlar da genellikle psikolojik sorunlar yaşadığı için Avrupa’da kriminal eylemlere ve saldırılara girişecekler. Bu yol, AB’yi zayıflatma konusunda yeterince etkilidir.

Bu durumda aşırı sağcılar iyice güçlenecektir ve demokratik güçler zayıflayacaktır. Aşırı sağcılar atı alıp Üsküdar’ı geçerler. Fransa’da, Polonya’da, İtalya’da, Avusturya’da, İspanya’da, Macaristan’da durum zaten öyle. Erdoğan için ise ‘uluslararası alanda bir aktör değil, ancak Avrupa’da ırkçılığın körüklenmesinde bir alet’ diyebiliriz.

“PARA AŞKI DURDURUYORDU”

Ciddi bir sığınmacı dalgasının bilinçli olarak yönlendirileceğini 2016’dan bu yana dile getiriyorum. Eğer bu bugüne kadar olmadıysa para aşkı yüzünden olmadı. Bugüne kadar parayla durdurabildiler, ama iş artık oradan da çıktı.

Türkiye sadece bazı işlere alet olmakta, stratejiyi bırakın taktiği bile yoktur. Türkiye açısından çok sıkıntılı bir durum var ortada. Türk halkının Trump’ın mektubunu tartışmaktan çok ekonomiyi tartışması gerekiyor. Erdoğan istiyor ki, kimse ekonomiyi konuşmasın, ‘savaş halindeyiz’ diye bu maceranın içinde yer alıyor.

Oysa halk, mektubu, savaşı konuşacağına her gün geçim hesabını sorsun, patatesin, soğanın fiyatını sorsun, yurtdışından yatırımcılar geliyor mu onu sorsun, adalet sistemindeki güvensizliği her fırsatta sorsun. Takside, otobüste, pazarda sorsun geçim hesabını, bakın nasıl değişiyor memleket, nasıl tası tarağı toplayıp kaçıyorlar.”

TRUMP’IN “OLAYLI” MEKTUBUNUN TAM METNİ:

“Seçimini iyi yap, binlerce insanın parçalanmasından sorumlu olmak istemezsin. Ben de Türk ekonomisini batırmak istemem. Ama yapacağım. Bunun zaten küçük bir örneğini Rahip Brunson olayında sana gösterdim.
Senin bazı problemlerini çözmek için cidden uğraştım. Dünyayı kandırma. Büyük bir seçim yapabilirsin. General Mazlum seninle müzakere yapmak istiyor, şimdiye kadar vermedikleri tavizleri vermeye hazır… Daha henüz bu çerçevede ondan güvenilir bir mektup aldım.
Eğer bunu insani ve doğru bir şekilde yaparsan tarih seni iyi anacaktır. Eğer iyi şeyler olmazsa sonsuza kadar bir şeytan olarak görüleceksin. Sert adamı oynama! Ahmak olma!
Seni sonra arayacağım.”

MEMET KILIÇ HAKKINDA

Malatya doğumlu 51 yaşındaki Yeşil siyasetçi Memet Kılıç aynı zamanda Türkiye ve Almanya barosu avukatı olarak da ağırlıklı olarak yabancılar hukuku, Avrupa hukuku konularında Heidelberg’de çalışmalarını sürdürüyor. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Memet Kılıç Ruprecht Karl Üniversitesi’nde master öğrenimi gördü.

Türk-Alman Hukukçular Birliği ve Avrupa Konseyi Göç Uzman Komitesi üyesi Memet Kılıç 2009-2013 yılları arasında Alman Federal Meclisi’nde Yeşiller milletvekili olarak İçişleri Komisyonu’nda görev aldı. 2017 yılında Ren Neckar bölgesinden Federal Meclis milletvekilliği için yeniden adaylığını koydu, ancak seçilemedi.

Almanya’daki Türkiye kökenli politikacıların Türkiye için daha fazla angaje olmasını destekleyen bir etkinliğe davet edilen Memet Kılıç, 2010 yılında o dönemde başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’ın davetini reddetti. Kılıç, Cem Özdemir başta olmak üzere Yeşiller Partisi’nden birçok isimle birlikte Erdoğan’a bir açık mektup yazmış ve ifade özgürlüğüne yönelik saldırılara son vermesini talep etmişti.

IŞIN TOYMAZ – STUTTGART

 

Popüler Haberler

İlber Ortaylı Tübingen Üniversitesi’nde Türk-Alman ilişkilerini anlatacak

Stuttgart Başkonsolosluğu’nun Tübingen Eberhard Karls Üniversitesi ile işbirliği çerçevesinde “Tarihi Süreçte Türk-Alman İlişkileri“ adı altında bir konferans düzenleniyor.

“Türkçe cemaatlere teslim edilemeyecek kadar kutsaldır”

Almanya’da kan kaybeden “Türkçe” dersleri için alarm veriliyor. AKP hükümetinin Türkçe derslerini cemaatlerin çatısı altına yerleştirme politikası ülkede Türkçe derslerine ilgiyi her geçen gün azaltmaya devam ediyor.

Avukat İlke Çakar uyardı: “Türkiye’den emeklilikte zam öncesi son 2 gün“

Türk hukukçu ve sosyal güvenlik alanında uzman avukat İlke Çakar, Avrupalı Türklere seslenerek “Türkiye’den emeklilikte zam öncesi son 2 gün fırsatını değerlendirin” dedi.

Esslingen’e Türkiye kökenli “Yeşil Başkan”: Yalçın Bayraktar

Türkiye kökenli Almanların yerel yönetimlerde etkili görevlere gelmelerinde üst üste sürprizler yaşanıyor. Hannover'den sonra Esslingen'de de yeni bir görevlendirme yapıldı.

Tüm Haberler

Stuttgart’ta “kültürler arası” Noel konseri

Almanya’nın Stuttgart kentinde “İnterkültürel Noel Konseri” akşamı düzenleniyor.
dd

Ahmet Arpad’ın fotoğraf sergisi: Türkiye’den insan manzaraları

Alman toplumunun iç içe yaşadığı ve hangi koşullardan bu ülkeye geldiği konusunda pek fazla bilgi sahibi olmadığını düşünen yazar Ahmet Arpad, Türkiye’den portreleri segilemeyi sürdürüyor.
dd

Alman uzmanın göç uyarısı: Gelen kadınların dışlanmasına karşı özel destek gerekiyor

Son yıllarda Müslüman göçmenlerin beraberlerinde birçok kısıtlayıcı normu da Avrupa’ya taşıdıklarını hatırlatan Dr. Susanne Baumgart, kadınları toplumsal yaşamdan uzak tutan eğilimlere karşı anayasal ve psikolojik destek verilmesini istedi.
dd

“Türkçe cemaatlere teslim edilemeyecek kadar kutsaldır”

Almanya’da kan kaybeden “Türkçe” dersleri için alarm veriliyor. AKP hükümetinin Türkçe derslerini cemaatlerin çatısı altına yerleştirme politikası ülkede Türkçe derslerine ilgiyi her geçen gün azaltmaya devam ediyor.
dd

AB’nin yaptırımları ciddi: Brüksel ve Berlin’le Ankara’nın doğalgaz sürtüşmesi ısınıyor

AB Dışişleri Bakanları, Türkiye kamuoyu ABD ve Trump ile meşgul edilirken, Ankara'ya karşı ağır bir yaptırım kararı aldı. Ankara, Doğu Akdeniz'de ve kendi ekonomik tasarruf bölgesinde kaldığını ileri sürdüğü sulardaki doğalgaz yataklarında arama ve çıkarma çalışmalarında kararlı. Özellikle Kıbrıs nedeniyle, Berlin-Brüksel hattı ve Ankara arasındaki iplerin gerildiği gözleniyor. Mültecilere kapıların açılması tehditlerine yönelik tepkiler sertleşiyor.
dd

Esslingen’e Türkiye kökenli “Yeşil Başkan”: Yalçın Bayraktar

Türkiye kökenli Almanların yerel yönetimlerde etkili görevlere gelmelerinde üst üste sürprizler yaşanıyor. Hannover'den sonra Esslingen'de de yeni bir görevlendirme yapıldı.
dd

Barışçılar tedirgin: Almanya silah ihracatında rekora yürüyor

Sol Parti’nin soru önergesine Alman hükümetinin verdiği yanıta göre, bu yılın ilk 10 ayında 7 milyar 420 milyon avro değerinde silah ihracatına onay verildi. Buna göre, silah satışı 2015 yılındaki rekora ulaştı.
dd

Avrupa’dan kesecek: Almanya’dan kendi ulusal uzay programına ek bütçe

Alman hükümeti, ulusal uzay programlarına daha fazla bütçe ayırmaya karar verdi. Almanya, Avrupa Uzay Ajansı’na yaptığı mali katkıyı ise azaltmayı planlıyor.
dd