Siyaset Tuhaf bir gün: Almanya'nın 9 Kasım yazgısı

Tuhaf bir gün: Almanya’nın 9 Kasım yazgısı

9 Kasım, geçen yüzyıldaki Almanya tarihinde büyük hareketlenmelerin yaşandığı bir güne karşılık geliyor. Almanya çeşitli 9 Kasım'larda çok önemli sonuçlar doğuracak dönüşümler yaşamıştı. Yazar-çevirmen Ahmet Arpad, bu tarihin anlamını ve çağrıştırdıklarını Halkweb için yorumladı.

İlginç bir rastlantı mıdır, bilinmez, 9 Kasım’ın Alman tarihinde çok önemli bir yeri vardır! 9 Kasım 1918’de Alman Kayzeri II. Wilhelm bir ihtilal sonucu tahtan inmek zorunda kalır. 1923 yılında, 8 Kasım’ı 9 Kasım’a bağlayan gecede Hitler Münih’te darbe girişiminde bulunur. 9 Kasım 1938’de Naziler Almanya ve Avusturya’da Yahudilerin evlerini, dükkânlarını ve sinagoglarını yakar. 9 Kasım 1989’da, bundan tam 30 yıl önce, iki Almanya’yı bölen duvar yıkılır…

Berlin Duvarı, soğuk savaş yıllarında doğu ile batı arasındaki en ürkütücü simgesiydi. Doğu Almanyalı insanlar onlarca yıl süren dayanılmaz baskıdan kurtulmalarını 13 Ağustos 1961’de yükseltilen duvarın 9 Kasım 1989’da yıkılmasıyla kutladılar. O gün komünizmle demokrasi arasına çekilmiş “demir perde”nin de kalkması demektir! Bugünlerde Almanya, biraz buruk da olsa, duvarın yıkılmasının 30’uncu yılını kutluyor… 1991’den bu yana vatandaşlardan kesilen özel vergiyle, Alman Maliye Bakanlığı’nın verilerine göre yaklaşık 320 milyar avronun aktığı 14 milyon nüfuslu Doğu Almanya’da insanlar 2019 yılında nedense pek mutlu değil! Son yıllarda gittikçe daha çok Doğu Alman’ın aşırı sağcıların kucağına oturmasının baş nedeninin bu mutsuzluk olduğunu kısa süre önce, 20 Ekim Thüringen eyalet seçimlerinde yaşadık! Kafalardaki duvar henüz yıkılmamış gibi…


9 KASIM 1923: HİTLER’İN DARBE GİRİŞİMİ

Adolf Hitler 1 Eylül 1923’de General Ludendorff’la birlik olup aşırı sağcı Alman Savaş Birliği’ni kurar. Münih’te 8 Kasım 1923 akşamı yandaşlarının toplanmış olduğu, birçok hükümet üyesinin de oturduğu Bürgerbräukeller birahanesini, yanındaki 600 silahlı adamın da desteğiyle basar ve oradakileri rehin alır. Hedefi, Bavyera’da yönetimi ele geçirdikten sonra başkent Berlin’de ülke yönetimine el koymaktır. Hitler ve yandaşları 9 Kasım 1923 sabahı silahlanıp Feldherrenhalle’ye yürürler. Bu bir hükümet darbesi girişimidir. “Geçici Alman Ulusal Hükümeti”ni ilan eden darbecilerle güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada Hitler ve yardımcıları dört polisi öldürür. Girişimleri başarılı olmaz ve darbeciler tutuklanır. İşledikleri suçun ağırlığı nedeniyle Leipzig’deki Devlet Mahkemesi’nin karşısına çıkarılmaları gerekmektedir. Ne de olsa hükümet darbesi girişimiyle devletin güvenliğini tehlikeye sokmuşlardır. Bu suçun cezası da idamdır.
Ancak suçun işlendiği Bavyera eyaletinin Adalet Bakanı Franz Gürtner, geçerli yasaları çiğneyerek davanın Leipzig’deki İmparatorluk Mahkemesi’nde değil Münih’teki Halk Mahkemesi’nde görülmesini sağlar. Gerekçesi Hitler’e darbe girişiminde destek verenler Bavyera’da politikaya damgalarını vurmuş kişilerdir. Bir ay süren dava boyunca Hitler ideolojik propagandasını yapar. Nasyonal Sosyalist ideolojiye olan yakınlığı bilinen başyargıç Neithardt’ın kararı beş yıl hapis olur. 1 Nisan 1924’de Landsberg hapishanesinde kendisine özel bir hücre verilen Hitler burada “Kavgam”ı yazmaya başlar, dokuz ay sonra da, 20 Aralık 1924’de “iyi hal”den serbest bırakılır!

9 KASIM 1938: YAHUDİ SOYKIRIMININ BAŞLANGICI

1938 yılının ekiminde binlerce Polonya asıllı Yahudi’nin ülkeden sürülmesini protesto eden 17 yaşındaki Yahudi Ernst von Rath’ın Paris’teki Alman Büyükelçiliği’ne suikast düzenlemesini bahane eden Goebbels 9 Kasım’da “yakma emrini” verir! O gece yaşananlar Yahudi soykırımının başlangıcıdır. Tüm Almanya ve Avusturya’da Yahudilerin sahibi olduğu 7 bin 500 dükkân yakıp yıkılır, talan edilir. Toplam 190 sinagog yangınlarla yerle bir edilir. SS’ler aynı gece 26 bin Yahudi’yi evlerinden alıp, Buchenwald, Dachau ve Sachsenhausen kamplarına atar. Parçalanan camların gecenin karanlığına yükselen alevler ışığında parıldamasından esinlenerek bu yakıp yıkmaya “Kristal Gece” adı verilir. Birkaç gün sonra da tüm Yahudi mallarına el konur. 3 Aralık günü çıkarılan yasalarla tiyatro ve müzelere girmeleri yasaklanır, otomobil ehliyetleri bile ellerinden alınır. Üniversite ve yüksek okullardan da atılan Yahudiler sahibi oldukları mücevherleri SS’lere vermeye zorlanır. Savaşın başlamasıyla da çıkarılan sayısız genelge ile yaşam alanları daraltılır. Evlerinde radyo, evcil hayvan, plak, yazı makinesi, bisiklet, soba bulundurmaları yasaklanır.

“BİZDEKİ AYDINI SINIFINI GÖRDÜKÇE ÖFKELENİYORUM”

“Kristal Gece”nin hemen ardından Hitler 10 Kasım 1938’de (ATA’nın öldüğü gün!) Münih’te gazete patronlarının,yayıncıların ve gazetecilerin önünde yaptığı bir konuşmada aydınlara saldırır: “Bizdeki aydın sınıfını gördükçe öfkeleniyorum, ancak yapacak bir şey yok, çünkü onlar gerekli; böyle olmasaydı köklerini çoktan kazırdık!” İki yıl sonra onunla bir röportaj yapan Hermann Rauschning’e söyledikleri de düşündürücüdür: “Ben akılcı eğitim istemiyorum. Niyetim bilimle ülkemin gençliğini yok etmek değil.”

Hitler ülkeyi “teslim aldığı” 1933’ten başlayarak komünistleri, aydınları, sol görüşlüleri, sendikacıları, gazetecileri, bilim adamlarını ve yazarları düşü olan nasyonal sosyalist misyona karşıt görmeye başlamıştı. Özellikle 1933 yılının mart ve haziran aylarında çıkarılan “halkı ve ülkeyi korumak” amaçlı yasalarla öncelikle basın kontrol altına alınmıştı. Hitler’e göre, basının toplumu yönlendirme ve etkileme gücü büyüktür, o geçici değil, sürekli kullanılmalıdır! Bu amaca ulaşmak için yayın organları “eşitlenirken”, daha doğrusu bütün basın organları birbirine uydurulurken, basın özgürlüğüne de büyük bir darbe indirilmişti. Bu girişimlerin hemen ardından, 1934 yılının ilk günlerinde yürürlüğe giren “yazıişleri müdürleri” yasasıyla da gazeteler ve yayınevlerinin çalışmalarını daha yakından denetleme olanağı yaratılmıştı. Gazetelerde yazıişleri müdürü görevini üstlenecek kişilerin mutlaka “saf kan Alman” ve politik açıdan “çok güvenilir” elemanlar olması koşulu getirildi. Bu süreçte parti kendi adamlarını sorumlu görevlere yerleştirdi. Yeni yasayla Ocak 1934’ten başlayarak birkaç ay içinde özgür yayın yapan birçok gazete kapanırken, binin üzerinde gazeteci de işini yitirdi.

YÖNETENLERİ “KÜSTÜREN” GAZETELER!

1935’ten sonra da “yönetenleri küstüren” veya “basının şerefini lekeleyen” herhangi bir haber veren gazeteler meslek birliğinden çıkarıldı. Hitler’in nasyonal sosyalist devleti böylece birkaç yıl içinde medyayı sadece kontrol etmeyi başarmamış, ne türlü yayın yapacağına da karar vermekle onu bütünüyle ele geçirmişti. Aynı süreçte tabii Yahudi azınlığın tüm yayın organlarına da el kondu. Yayınevleri kamulaştırılırdı, hükümet karşıtları gazetelerini başkalarına satmak zorunda bırakıldı. Ülkede gücünü pekiştirmekte olan Hitler’in NSDAP partisi zamanla basını amaçlarına uygun yönlendirmeyi başarmıştı.

Propaganda bakanlığının başındaki Goebbels’in tek amacı ilk günden başlayarak tüm basını, radyoları ve her türlü yayın organının düşünce ve görüşlerini baştan sonra denetlemekti. Goebbels, “Ben bakan olarak gazeteleri yasaklayamam” diyordu. “Fakat hükümet basınla baş etmek zorunda kalırsa gereken tüm yöntemleri mutlaka bulacaktır! Bizimle çalışmak isteyene kapımız hep açıktır. Biz ona elimizi uzatacağız ve onun da uzattığımız bu eli kayıtsız şartsız tutmasını bekliyoruz…”
Nasyonal sosyalist parti çıkardığı yasalarla, “yönetenlerin korkulu düşü” olan medyayı kendi politik çıkarları doğrultusunda standartlaştırmıştı!

Almanya’da Adolf Hitler Nazi ideolojisinin temellerini atarken, insanlarını kucaklayan Atatürk Anadolu’da bir cumhuriyet kuruyordu…

AHMET ARPAD – STUTTGART

Görsel Kaynak: www.commons.wikimedia.org

Popüler Haberler

İlber Ortaylı Tübingen Üniversitesi’nde Türk-Alman ilişkilerini anlatacak

Stuttgart Başkonsolosluğu’nun Tübingen Eberhard Karls Üniversitesi ile işbirliği çerçevesinde “Tarihi Süreçte Türk-Alman İlişkileri“ adı altında bir konferans düzenleniyor.

“Türkçe cemaatlere teslim edilemeyecek kadar kutsaldır”

Almanya’da kan kaybeden “Türkçe” dersleri için alarm veriliyor. AKP hükümetinin Türkçe derslerini cemaatlerin çatısı altına yerleştirme politikası ülkede Türkçe derslerine ilgiyi her geçen gün azaltmaya devam ediyor.

Avukat İlke Çakar uyardı: “Türkiye’den emeklilikte zam öncesi son 2 gün“

Türk hukukçu ve sosyal güvenlik alanında uzman avukat İlke Çakar, Avrupalı Türklere seslenerek “Türkiye’den emeklilikte zam öncesi son 2 gün fırsatını değerlendirin” dedi.

Esslingen’e Türkiye kökenli “Yeşil Başkan”: Yalçın Bayraktar

Türkiye kökenli Almanların yerel yönetimlerde etkili görevlere gelmelerinde üst üste sürprizler yaşanıyor. Hannover'den sonra Esslingen'de de yeni bir görevlendirme yapıldı.

Tüm Haberler

Stuttgart’ta “kültürler arası” Noel konseri

Almanya’nın Stuttgart kentinde “İnterkültürel Noel Konseri” akşamı düzenleniyor.
dd

Ahmet Arpad’ın fotoğraf sergisi: Türkiye’den insan manzaraları

Alman toplumunun iç içe yaşadığı ve hangi koşullardan bu ülkeye geldiği konusunda pek fazla bilgi sahibi olmadığını düşünen yazar Ahmet Arpad, Türkiye’den portreleri segilemeyi sürdürüyor.
dd

Alman uzmanın göç uyarısı: Gelen kadınların dışlanmasına karşı özel destek gerekiyor

Son yıllarda Müslüman göçmenlerin beraberlerinde birçok kısıtlayıcı normu da Avrupa’ya taşıdıklarını hatırlatan Dr. Susanne Baumgart, kadınları toplumsal yaşamdan uzak tutan eğilimlere karşı anayasal ve psikolojik destek verilmesini istedi.
dd

“Türkçe cemaatlere teslim edilemeyecek kadar kutsaldır”

Almanya’da kan kaybeden “Türkçe” dersleri için alarm veriliyor. AKP hükümetinin Türkçe derslerini cemaatlerin çatısı altına yerleştirme politikası ülkede Türkçe derslerine ilgiyi her geçen gün azaltmaya devam ediyor.
dd

AB’nin yaptırımları ciddi: Brüksel ve Berlin’le Ankara’nın doğalgaz sürtüşmesi ısınıyor

AB Dışişleri Bakanları, Türkiye kamuoyu ABD ve Trump ile meşgul edilirken, Ankara'ya karşı ağır bir yaptırım kararı aldı. Ankara, Doğu Akdeniz'de ve kendi ekonomik tasarruf bölgesinde kaldığını ileri sürdüğü sulardaki doğalgaz yataklarında arama ve çıkarma çalışmalarında kararlı. Özellikle Kıbrıs nedeniyle, Berlin-Brüksel hattı ve Ankara arasındaki iplerin gerildiği gözleniyor. Mültecilere kapıların açılması tehditlerine yönelik tepkiler sertleşiyor.
dd

Esslingen’e Türkiye kökenli “Yeşil Başkan”: Yalçın Bayraktar

Türkiye kökenli Almanların yerel yönetimlerde etkili görevlere gelmelerinde üst üste sürprizler yaşanıyor. Hannover'den sonra Esslingen'de de yeni bir görevlendirme yapıldı.
dd

Barışçılar tedirgin: Almanya silah ihracatında rekora yürüyor

Sol Parti’nin soru önergesine Alman hükümetinin verdiği yanıta göre, bu yılın ilk 10 ayında 7 milyar 420 milyon avro değerinde silah ihracatına onay verildi. Buna göre, silah satışı 2015 yılındaki rekora ulaştı.
dd

Avrupa’dan kesecek: Almanya’dan kendi ulusal uzay programına ek bütçe

Alman hükümeti, ulusal uzay programlarına daha fazla bütçe ayırmaya karar verdi. Almanya, Avrupa Uzay Ajansı’na yaptığı mali katkıyı ise azaltmayı planlıyor.
dd