Kültür Kürt operasının çağdaş divası: Pervin Chakar

Kürt operasının çağdaş divası: Pervin Chakar

“Kürt Müziği’nde yeni bir soluk olduğu­mu düşünüyorum, çünkü bugüne kadar çok önemli müzisyenler “Dengbej” gele­neği (sözlü anlatım) ile Kürt müziğini günümüze kadar taşımışlar.”

Babası Mazıdağlı, annesi Derikli. Öğretmen babasının görevi dolayısıyla ilkokul son sınıfa dek çocukluğu Karadeniz’de geçti. 15 yaşında Maria Callas’ın CD’sini hediye alınca ilk kez operaya ilgi duymaya başladı. Farklı ses rengiyle İtal­ya, Fransa, Almanya ve Amerika gibi bir­çok dünya sahnesinde aryalar seslendir­meye devam ediyor.

Leyla Gencer Büyük Ödülü Altın Orfeo Ödülü’nün ve Semiha Berksoy Vakfı “En İyi Kadın Sesi Ödülü”nün sahibi. Leyla Gencer Opera yarışması üçüncüsü. Uzun yıllar İtalya’da çalışmalarını sürdürdü. Son üç yıldan bu yana ise Almanya’da Baden-Baden’da eşi ve oğlu ile birlikte yaşıyor. Kürtçe halk şarkılarını operaya uyarlıyor. Kürtçe albüm yapmak istiyor.

Ehmedê Xane’nin “Mem û Zîn” adlı eserini de operaya uyarlamayı planlıyor, bunu “ölmeden önce mutlaka” gerçekleş­tirmek istiyor.

Son olarak Almanya’nın Stuttgart ken­tinde düzenlenen “İnterkültürel Noel Konseri” akşamında Âşık Veysel’in “Uzun İnce Bir Yoldayım“ şarkısın­da opera sanatçısı Ahmet Gül ile birlik­te düet yaptı. Konsere özel hazırlanan düet, Prof. Dr. Seyit Yöre’nin imzasını taşıyordu.

Operanın, hem Türk hem de Kürt hal­kına yabancı bir kültür olduğuna işaret eden Pervin Chakar, Şırnak’ın Ulude­re ( Roboski ) ilçesinde meydana gelen olaylardan ötürü kendi dilinde bu acıları haykırmak istediği için Kürtçe şarkıları da repertuarına aldığını söylüyor.

Kürtçe aryalarla Alman operasever­ler kadar Türkiye kökenlilerin de ilgi­sini çeken 38 yaşındaki operanın “Kürt divalarından” soprano Pervin Chakar ile görüştük:

 

OPERANIN YABANCILIĞI

– Siz çift dilli insanlardansınız. Yani iki anadiliniz var. Kürtçe ve Türkçe, bunlara Batı dilleri de ekleniyor kuşkusuz zamanla, ama anadili gücünde değil tabii… Kürtçe opera­yı belki siz yaratmadınız, ama “Kürt kültürüne uluslararası alanda daha da duyarlı yaklaşıldı­ğı bir zamanda, son dönemde yani, ona yeni bir soluk getirebildiniz” desek acaba abartmış olur muyuz?

PERVİN CHAKAR – Müzik literatürün­de Kürtlere atfedilmiş ve Kürtleri konu alan ilk opera Alexander Tansmann’ın “Kürt Gecesi” operasıdır. Klasik batı müziğinde henüz bir Kürtçe opera bes­telenmedi. Bunun için yıllardır büyük bir çaba gösteriyorum. Kürtçe, Türkçe ve Ermenice halk şarkılarını opera tek­niğiyle söylemeye başladım, çünkü hal­kımızın operaya olan ilgisini artırmaya çalışmak istedim.

Opera, hem Türk hem de Kürt halkı­na aslında çok yabancı bir kültür. Elbet­te Türkiye’de Devlet Opera ve Senfonileri bu alanda çok güzel ve değerli çalışmalar yapıyorlar. Fakat halka karışmak ve hal­kın bildiği yoldan aslında onlara operayı tanıtmak gerektiğini düşündüm. Operaya ve klasik Batı müziğine ilgi duyan bir kit­le var Türkiye’de, fakat popüler kültüre duyulan ilgiden az.

KÜRT MÜZİĞİNDE YENİ BİR SOLUK

Kürt Müziği’nde yeni bir soluk olduğu­mu düşünüyorum, çünkü bugüne kadar çok önemli müzisyenler “Dengbej” gele­neği (sözlü anlatım) ile Kürt müziğini günümüze kadar taşımışlar. Türk Halk Müziği’nde de ağıtlar, uzun havalar var­dır. Bu türküler günümüze kadar ozanlar sayesinde ulaşabilmiştir. Kürt müziğin­deki bu ozanlar da Dengbejler oluyor. Her ülkenin kendi dilinde halkın müzik gele­nekleri vardır. İspanya’da Zarzuela gibi, italya’da Napoliten şarkılar, Sicilya, Pug­lia ve Sardunya bölgelerinin geleneksel müzikleri gibi kemikleşmiş ve günümüze kadar gelmiş halk müziği türleri vardır.

Ben de anadilimde olan şarkıları ope­ra tekniğiyle söylüyorum. Kimi kez piyano ile kimi kez de orkestra ile Batı müziğine ve halk müziğine uygun bir şekilde aranje ettirerek bunu uluslararası arenaya taşı­yorum ve ulaştırmaya çalışıyorum.

“ACILARI ANADİLİMDE HAYKIRMAK İSTEDİM”

– Anadilinizde opera yapma kararınızda ne etkili oldu?

PERVİN CHAKAR – Acılar, hüzün­ler, yaşanmışlıklar oldu. 2011 yılında Şırnak’ın Uludere (Roboski) ilçesinde meydana gelen durumdan ötürü kendimi çok mutsuz hissettim. O acıyı yüreğimin derinlerinde hissettim. Kendi dilimde bu acıları haykırmak istediğim için Kürtçe şarkıları da repertuarıma aldım.

– Kürtçe operaya seyirci alıştı mı peki? Nasıl geri bildirimler alıyor-sunuz?

PERVİN CHAKAR – Çok güzel tepkiler alı­yorum. Ben şarkılarımı söylediğimde benimle susabilen, ağlayan, hüzünlenen bir halk ile karşı karşıya kalıyorum. Yak­laşık 8 yıldır repertuarıma Kürt halk şar­kılarını almış bulunmaktayım. Japonya’da bir albüm şirketine 5 Kürtçe, Zazaca ve Zoranca olmak üzere Batı müziği formun­da şarkılar yaptım iki yetenekli müzisyen arkadaşım Ertan Tekin ve Ezgi Tekin ile. Konserlerimde diğer Avrupa ülkelerinin dilleri hariç Türkçe ve Ermenice de söy­lüyorum.

“HER ŞEY MARİA CALLAS İLE BAŞLADI”

-Operaya ilgi duyduğunuzu nasıl fark ettiniz?

PERVİN CHAKAR – Aslında ben fark etme­dim. Her şey tesadüfi gelişti diyebilirim. Müziğe büyük bir ilgim vardı. Diyarbakır Güzel Sanatlar Lisesi Müzik Bölümü’nde okuyordum. 14-15 yaşında iken GAP pro­jesi üzerine bir kompozisyon yarışması kazanmış ve Ankara’ya ödülümü almak için gitmiştim. GAP Başkanı sayın Olcay Ünver bu ödül gecesinde Güzel Sanatlar Lisesi Müzik Bölümü öğrencisi olduğum için çok ilgilenmiş ve bir şarkı söyleme­mi istemişti. Daha sonra sesimin operaya yatkın olduğunu söylemiş, koleksiyonun­dan bir Maria Callas CD’si hediye ederek opera serüvenimin başlamasına sebep olmuştu.

ROBOSKİ TRAVMASI

– Kürtçe biliyor muydunuz?

PERVİN CHAKAR – Babam öğretmenliği Karadeniz’de yaptığı için Kürtçe öğren­memiz mümkün değildi. 80’li yıllardı ve çok zor bir dönemden geçiyordu Türkiye. Ailem biz çocuklarını korumak için çok çaba sarf etti o kötü dönemlerde. Kürt­çeyi Roboski’de hayatını kaybedenler­den sonra bir dil kursuna giderek öğren­dim. Benim için büyük bir travmaydı Roboski.

– İtalya başta olmak üzere, Almanya, Arna­vutluk, Kosova, İspanya, Rusya’da birçok ope­ra ve tiyatro temsillerinde Almanca, İtalyanca arya söyledikten sonra Kürtçe opera ile seyir­ci karşısına çıktığınızda seyirci profilinizde bir değişiklik hissettiniz mi?

PERVİN CHAKAR – Benim için her seyir­ci çok değerlidir. Bir sanatçı her yerde ne şekilde olursa olsun müzik yapabil­melidir. Elbette kendi evimde ve ülkem­de müzik yapmak apayrı. Daha samimi ve sıcak geliyor. Seyircinin alkışı, size bakışı ve konser sonrası ilgisi bambaş­ka. Paha biçilmez!

EKONOMİK SEBEPLER…

– Ehmedê Xane’nin Mem û Zîn adlı eserini operaya uyarlama hedefinizi gerçekleştire-bildiniz mi?

PERVİN CHAKAR – Henüz gerçekleştire­medim bir takım ekonomik sebeplerden dolayı. Fakat ölmeden önce yapmak iste­diğim şeyler listesinde yerini alıyor. Bu eseri herkesin operaya uyarlanmış haliy­le dinlemesi ve izlemesini çok istiyorum.

– Farklı kültür ve sanat kuruluşlarıyla, kili­selerle bir araya geliyorsunuz. Alman seyirci­nin hiç de alışık olmadığı Türkçe, Kürtçe gibi dillerde aryalar söylüyorsunuz. Alman seyirci kendisine bu kadar uzak dillerde opera dinle­meyi seviyor mu?

PERVİN CHAKAR – Hem Alman hem de İtalyan seyirci çok seviyor dinleme­yi. Şarkıların hikâyelerini ve ne anlat­tığını öğrendiklerinde çok seviniyorlar. Opera, Avrupa’ya çok tanıdık bir müzik formu. Kürtçe ve Türkçe şarkıları ope­ra tekniğiyle dinlediklerinde 1001 Gece Masallarında olduklarını hissediyorlar. Çok mistik ve keşfedilmesi gereken bir müzik olarak görüyorlar.

– Kürtçe opera için bir öğrenim dalı girişi­miniz olacak mı?

PERVİN CHAKAR – Çok isterdim bir ope­ra sanat merkezimin olmasını. Belki de pek çok yetenekli gence operayı sevdirip öğretecektim. Henüz böyle bir girişimim yok, fakat hayalini kurduğum bir şey.

IŞIN TOYMAZ

Kaynak: www.kültür.eu

Popüler Haberler

Ürküten korona senaryolarının ardı arkası kesilmiyor: “Anarşi çıkabilir”

Şimdi de Alman İçişleri Bakanlığı’na ait korona virüsüyle ilgili çok gizli bir belge basına sızdı. Tam üç senaryo üzerinde durulan rapora göre kısmi sokağa çıkma yasakları ve kısıtlamaların uzaması ekonominin ağır darbe almasına, dolayısıyla anarşiye yol açabilir.

Komedyen, sunucu, oyuncu ve yazar Meltem Kaptan

İyi bir evsahibi nasıl mı olur? Bir yemek kaşığı vahşi Türk balı, bir tutam kışkırtıcı cazibe, bunları kıvırcık kafayla karıştır, üzerini de Doğubatı Vestfalya’nın esmer ekmeği ile süsle. Bu lezzetin adı Meltem, Türk-Alman uyumunun en bereketli ayartılışı...

Almanya o raporu rafta mı unuttu? Salgında 7,5 milyon kişi ölebilir

Ortalıkta sayısız koronavirüs salgınıyla ilgili komplo teorisi ve senaryolar dolaşsa da, Almanya’nın bundan sekiz yıl önce hazırlattığı “Sivil Halkı Korumada Risk Analiz Raporu“ aslında hedefi en iyi tutturan senaryo olmuş. O rapor rafta unutulmuş olabilir mi? Almanya günümüzde yani 2020‘deki küresel salgınla ilgili şaşılacak derecede, bire bir benzeyen bir rapor hazırlamasına karşılık gereken tüm tedbirleri de beraberinde almış mı gerçekten?

Müzisyen Suavi Almanya’dan uyardı: “Alevileri tuzağa düşüremezsiniz!”

Tanınmış sanatçı Suavi, Almanya'daki konseri sonrasında Alevilere yönelik yeni oyunlar hakkında değerlendirmelerde bulundu. 

Erdoğan Türk okulları açmak istiyor: Almanya için zenginlik mi?

Türkiye'nin Almanya'da okul kurma talebi Almanya’yı karıştırdı. Ankara'nın “okul girişimini” girişimlerini destekleyenler kadar karşı çıkanlar da var.

Tüm Haberler

Ürküten korona senaryolarının ardı arkası kesilmiyor: “Anarşi çıkabilir”

Şimdi de Alman İçişleri Bakanlığı’na ait korona virüsüyle ilgili çok gizli bir belge basına sızdı. Tam üç senaryo üzerinde durulan rapora göre kısmi sokağa çıkma yasakları ve kısıtlamaların uzaması ekonominin ağır darbe almasına, dolayısıyla anarşiye yol açabilir.
dd

25’inci yılda kötü şaka: Nürnberg Film Festivali ertelendi

Avrupa'da Türk sinemasıyla ilgili festivallerin en gelişkini olarak tanımlanan Nürnberg Film Festivali, “koronavirüs” salgını nedeniyle alınan önlemler çerçevesinde bu tarihsel etkinliği ertelemek zorunda kaldı.
dd

Almanya o raporu rafta mı unuttu? Salgında 7,5 milyon kişi ölebilir

Ortalıkta sayısız koronavirüs salgınıyla ilgili komplo teorisi ve senaryolar dolaşsa da, Almanya’nın bundan sekiz yıl önce hazırlattığı “Sivil Halkı Korumada Risk Analiz Raporu“ aslında hedefi en iyi tutturan senaryo olmuş. O rapor rafta unutulmuş olabilir mi? Almanya günümüzde yani 2020‘deki küresel salgınla ilgili şaşılacak derecede, bire bir benzeyen bir rapor hazırlamasına karşılık gereken tüm tedbirleri de beraberinde almış mı gerçekten?
dd

Sucuk üretiminde sular durulmuyor: İşyeri işçi temsilcisi işten atılmakla tehdit ediliyor

Merkezi Federal Almanya’nın Köln kentinde bulunan ülkenin en köklü Türk et ve sucuk üreticisi Egetürk’te işçilerin toplu iş sözleşmeleri için hak aramalarıyla başlayan gerginlik tırmanmaya devam ediyor.
dd

Yeni Vatan: Viyana’nın Türkçe gazetesinden “koronavirüs özel sayısı”

Bu yıl 20 yaşını geride bırakan Viyana'nın en etkili Türkçe yerel gazetesi Yeni Vatan, mart ayı sayısını “koronavirüs” ile mücadeleye ayırdı.
dd

Berlin’de Barışlar için eyleme Afrikalı ve Kanadalı gazeteciler de destek verdi

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) tutuklu ve gözaltındaki gazeteciler için Berlin’deki Brandenburger Kapısı önünde bir eylem düzenledi. Gazetecilerin eylemine Kanadalılar ve Afrikalı gazeteciler de destek verdi.
dd

Endişe: Sanatçılar Almanya’da TRT’nin “koronavirüs” önlemine takıldı

Çin’in Wuhan şehrinden dünyaya yayılan ölümcül koronavirüs önlemlerinden TRT sanatçıları da etkilendi.
dd

Serbest bırakılmaları için Berlin’de eylem yapacaklar

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) tutuklu ve gözaltındaki gazeteciler için Berlin’deki Brandenburger Tor alanında eylem düzenliyor.
dd

DİDF ve Sidar Çarman: “Kadın mücadelesi insanlık mücadelesidir”

Almanya’da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla çok sayıda etkinlik gerçekleştirildi. Stuttgart kentindeki mitingte Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) Stuttgart Teşkilatı adına konuşan sendikacı Sidar Çarman “Biz kadınların mücadelesi aslında bütün insanlığın mücadelesidir” dedi.
dd