Kültür Komedyen, sunucu, oyuncu ve yazar Meltem Kaptan

Komedyen, sunucu, oyuncu ve yazar Meltem Kaptan

İyi bir evsahibi nasıl mı olur? Bir yemek kaşığı vahşi Türk balı, bir tutam kışkırtıcı cazibe, bunları kıvırcık kafayla karıştır, üzerini de Doğubatı Vestfalya’nın esmer ekmeği ile süsle. Bu lezzetin adı Meltem, Türk-Alman uyumunun en bereketli ayartılışı...

Stuttgart-Işın Toymaz

Ünlü komedyen, 1Live, Funkhaus Europa ve Sat 1’daki “Das grosse Backen” ve “DesOrientiert” adlı solo programlarla kalpleri fethetti. Almanya’nın Gütersloh kentinde doğan, Türkçe ve Almancayı su gibi konuşan, İngilizce ve Fransızcayı da döktüren 36 yaşındaki Rizeli Meltem Kaptan, komedyen, sunucu ve oyuncu olarak ülkede adından başarıyla söz ettiriyor.

Şan dersleri, resim ve yönetmenlik eğitimleri alan, Boğaziçi Üniversitesi’nde “yurtdışı yükseköğrenimi de gören”, Almanya’nın Türk kökenli yükselen yıldızı Meltem Kaptan, Müjdat Gezen Tiyatro Okulu’ndan mezun. Amerika’da oyunculuk  eğitimine devam eden komedyen Marburg Üniversitesi’nden Edebiyat ve Medya Bilimleri Bölümü’nde yükseköğrenimini tamamladı.

2008 yılından bu yana çeşitli Alman televizyon kanallarında, tiyatrolarında stand-up şovlarıyla da boy gösteren Meltem Kaptan çok yönlü bir sanatçı.

Ancak Meltem Kaptan son günlerde adından “Verliebt, Verlobt, verbockt: Meine türkisch-deutsche Traumhochzeit” (Aşık oldum, Nişanlandım, Mahvettim: Benim Türk-Alman Rüya Düğünüm) adlı kitabıyla söz ettiriyor.

HORONLU OKUMALAR

Kitabı, eşi Daniel Holl ile birlikte kaleme alan Meltem Kaptan, Lappan Yayınları arasında okurla buluşan bu çalışmasında gelinlikler, nikah şahitleri, entegrasyon ve sonunda sadece iki kişinin, gelin ve damadın konuşmasına izin verilmeyen bir düğünden söz ediyor. Ağustos ayında okura ulaşan ve eylül ayında okuma akşamlarıyla birlikte büyük ses getiren kitabın konusu özetle şöyle:

Almanya’da yaşayan göçmen bir Türk ailesinin kızı olan hayat dolu Leyla Güneş, hayatının en önemli günüyle karşı karşıyadır. Leyla, 32 yaşındaki Alman avukat Nils Bockheim’la evlilik hazırlıkları içindedir. 21’inci yüzyılın çokkültürlü Almanya’sında çağdaş bir aşk hikayesi yazılmak üzeredir. Tabii manik depresif nikah şahitleri, ağır kilo problemi olan gelin, Türk helal et mafyası ve gelinin ailesinin kültürel sınırları aşan çılgınlıkları olmasaydı…

Almanya’yı hem solo programlarıyla hem televizyon programlarıyla şimdi de kitabıyla kahkaha tufanına tutan Meltem Kaptan ile kitabı hakkında söyleştik:

  • Okuma akşamlarınız nasıl gidiyor?

MELTEM KAPTAN – Prömiyer dediğimiz ilk okuma akşamımız çok dolu ve neşeli geçti. Horon teperek, ben gelinliğimle eşim de damatlığıyla okuma akşamına giriş yaptık. Okuma akşamını zaten gelinlik mağazasında yaptık. Yani ortam da  her şey de çok uygundu. Kitap yayınlanır yayınlanmaz eşim Daniel ile birlikte birçok talk show’dan davet aldık. Almanya çapında toplam 20 okuma akşamı olacak. Berlin, Frankfurt gibi büyük kentlerde gerçekleşecek. Frankfurt Kitap Fuarı, Leipzig Kitap Fuarı’nda da okumalarımız var.

  • Sizce kitabınızı toplumun en çok hangi kesimi merak edip, alıyor?

MELTEM KAPTAN – Çokkültürlü yaşam süren ya da çevresi olanlar çok rağbet ediyor. Çiftuluslu evlilik yapanlar bu kitabı tercih edenler ve elbette 2. ve 3. kuşak Almanca’dan dolayı daha fazla okuyor.

“O TÜRKLEŞİYOR BEN ALMANLAŞIYORUM”

  • Kitabınızın bu kadar yankı yaratmasını neye bağlıyorsunuz?

MELTEM KAPTAN – Türk-Alman evlilikleri artıyor. Bu konu komedi şeklinde hiç işlenmemişti. İtalyan-Alman ya da Amerikan-Yunan düğünleri komedilere konu oldu ama, Türk-Alman düğünü ilk kez ele alınıyor.

Uyum konusunda çok yorucu tartışmalar olduğu için herkes bu olumsuzluklardan bıktı usandı. Biz olumlu ve mizahi yönden ele alıyoruz. Uyum kolay, “multikulti” evlilik de çok kolay demiyoruz. “Ancak zorluklara ve her şeye rağmen değiyor”, diyoruz.

  • Siz de evlenirken eşinizle benzer olayları yaşadınız mı? Yoksa Nils ve Leyla siz ve eşiniz mi?

MELTEM KAPTAN – Paralellikler var. Abartmalar var haliyle. Ama kitabın içindeki karakterler gerçek hayattan, çevremizdeki karakterler. Örneğin Almanya, Türkiye’den gelen akrabalarla dolup taşıyor. Babanın uçan kuşu düğüne davet etmesi.  Gerçek hayatta da bizim düğün törenimiz 140 kişilikti. Alman kayınvalidem şoka girdi. “Bu nasıl kalabalık bir düğün!” diye neredeyse bayılıyordu. Oysa babamlar için bu rakam çok düşüktü. “Böyle düğün mü olur?” diye söylenip duruyordu. Yani Türklere az Almanlara çok.

Eşimin de uzun yıllara dayanan oyunculuk ve müzik geçmişi var. O gittikçe Türkleşiyor ben gittikçe Almanlaşıyorum. Türkiye’de araba kullanıyor. Dönünce hala Almanya’da Türkiye’deki gibi bıçkın şöförlüğünü sürdürüyor mesela.

Düğünümüzde eşim  evden davul zurnayla gelin alma geleneğini  istedi, ben de Almanlardaki tabak kırma adetini istedim. Kendi düğünümüzü planlarken öyle şeyler yaşadık ki, “Bunlardan kitap olur” diye söylenip duruyordum. Baktık gerçekten çok komik şeyler oluyor, 20 sayfayı kaleme aldık. Lappan Yayınevi ile görüştük. Bu romanın arkasında oyuncu bir ismin de olduğunu görünce kabul ettiler.

  • Türk Alman evliliklerinde çiftlere ya da ailelerine kitabınızın rehberlik yapabileceğini düşünüyor musunuz?

MELTEM KAPTAN – Kitap yayınlandıktan sonra bize çok e-posta ve mektup gönderen oldu. “Aaa tamamen aynı konular, aynı şeyleri biz de yaşıyoruz” diye yazan çok. “Multikulti” (Çokkültürlü) yaşamda aslında bütün bunların olduğunu görünce rahatlıyorlar. Tartışmalarında ve korkularında yalnız olmadıklarını gösteren rahatlatıcı bir kitap. Çift uluslu evliliklerde olabilen şeyler.

  • Sizce de Alman düğünleri ve Alman gelinleri biraz Türkleşip, Türk düğünleri ve gelinleri de biraz Almanlaşmış olabilir mi?

MELTEM KAPTAN – Bizim gelin konvoyunu Almanlar da yapıyor. Alman gelinleri artık gelinliklerini Türk gelinlikçilerden almaya başladı. Almanları bize benzettik. Türk gelinleri ise kalbi kesip içinden geçme, daha az davetli ile tören, gelinlikte sadeliği tercih ediyorlar. Alman makyajı olsun, hafif olsun diyorlar. Türklerde fotoğraf çekimi stüdyoda ailelerle değil artık doğada tarihi yerlerde gerçekleşiyor. Damat metrodan inerken binerken… Bir de hem gelinin hem damadın Alman olduğu bir Alman düğününde sadece Türk menüsü servis edildiğini gördüm.

YASEMİN ŞAMDERELİ FİLMİNİ ÇEKSE KEŞKE

  • Kitabınızın filmi çekilse romantik komedi dalında izlenme rekorları kıracağa benziyor. Kimin çekmesini isterdiniz?

MELTEM KAPTAN – Çok isteriz. Kitabı çok canlı yazdık. Yazarken her şey film gibi geçiyordu önümden. “Almanya” filmini çok sevmiştim. Bu filmin başarılı yönetmeni Yasemin Şamdereli’nin benim kitabımı da sinemaya uyarlamasını çok isterim.  Elbette kendim de oynamayı arzu ediyorum.

  • Türkler ve Almanlar 50 yılı aşkındır bir arada yaşıyor. Birbirlerine âşık oluyorlar, seviyorlar, birbirleriyle evleniyorlar, birlikteliklerinden çocukları oluyor. Hâlâ “entegrasyon”u telaffuz etmek size de komik gelmiyor mu?

MELTEM KAPTAN – Tabii ki komik geliyor. Buradaki yaşam içimize öyle işlemişki elbette bana da komik geliyor. Zor bir dönemden geçiyoruz ve  entegrasyonun gündemde olması ise gayet normal. Ancak uyum yolunda bunca çaba boşa değildi. Multikulti’yi kimse bizim elimizden alamaz. Zor dönemde herşeyi bozacak değiliz. Türk Alman dostluğunu  kemikleşmiş kısmını artık kimse bozamaz. Elbette katedecek yol var önümüzde.

  • Evlenmek üzere olan bir Türk- Alman çifte mutlu bir yuva kurabilmeleri için 5  ipucu verebilir misiniz?

MELTEM KAPTAN – Sabır, sabır, sabır , sabır, sabır. Altıncısı ise hoşgörü olsun.

  • Kitabınızı Türkçe de okuyabilecek miyiz?

MELTEM KAPTAN – Çevirisi olursa espiri yönünden çok şey kaybolur. Almanya’daki Türk-Alman evlilikleri Türkiye’deki insanlara uzak olabilir.

  • Almanya’da Türk kökenli komedyen deyince akla genellikle karşı cinsten meslektaşlarınız geliyor. Çok az Türk kadınının cesaret ettiği bir alana girmişsiniz. Bu alana girerken nelerle karşılaştınız?

MELTEM KAPTAN – İlk başladığımda genellikle kafalarda kadından komedyen olmaz, bakışı hâkimdi. Artık onu aşıyoruz gibi. Ben bile ilk dönemde sahneye çıktığımda, başta daha erkeksi çıkıyordum. Artık dişi komedyenler normal olmaya başladı. Orada da yol katettik. Yine de hemcinslerimizin sayısı az.

  • Gösterileriniz, programlarınız genellikle Almanca. Yeni kitabınız da öyle. Türkçe programlar, kitaplar var mı görünürde?

MELTEM KAPTAN – Annem öğretmen. Atasözleri hayranı. Annem Melek Kaptan ile birlikte “Türkçe Almanca Atasözleri Sözlüğü” yayınlamıştık, Önel yayınları arasında çıktı. Funkhaus Europa’da “Domates Biber Patlıcan” bölümünde de Türkçe-Almanca komedi sunduk.

Kitabın stand-up şeklinde bir komedi programı olacak. Ancak buradaki Türklere yönelik sadece Türkçe program olabilir. Bu da yeni ve farklı bir konsept demek.

  • Türklerle Almanlar sizce aynı şeylere birlikte gülebiliyorlar mı?

 

MELTEM KAPTAN – Türkler gösterilerime çok geliyorlar. Anneleriyle gelip gösterilerimi annelerine tercüme edenler bile var. Her zaman nasıl eleştirdiğinize bağlı. Amacım şovlarda yermek değil. Bazı komedyenler hep suçlu arar. Mağduru oynar. Şovlarımda ben bu konuya çok hassas yaklaşıyorum.

Türkler varsa dengeleri gözetmek gerekiyor. İki toplum da aynı şeye gülebiliyor. Sahnede olduğumda tamamen genç Türk kadının bakışı ortaya çıkıyor. İlle de sadece Türk konusu işlememe gerek yok. İstemesem de böyle. Entegrasyonu yaşamak gerekiyor. Sahnede parmağımla gösterip uyumu anlatmak gibi bir derdim yok.

ORTALIĞI TOPARLAYIP, GÜLMEYE DEVAM

  • Almanlar göçmenlerle ilgili özellikle de Türklerle ilgili en çok neye gülüyorlar?

MELTEM KAPTAN – Türkler bizlerle ilgili konuları daha iyi tanıyıp bildikleri için daha çok gülüyorlar. Almanlar da kendileri ile ilgili bölümlere daha çok gülüyorlar. Şehir şehir de nelere gülündüğü değişiyor. Her kentin yapısına göre gülmeleri de değişiyor.

  • Terör tehdidi, İslamofobi, ırkçılığın tırmanması, mülteci sorunu, Türkiye’deki darbe girişiminin ardından Almanya-Türkiye arasındaki siyasi gerginlik derken, bunca yıllık Türk Alman dostluğu sizce yıprandı mı? Gelecekte birlikte gülmeye devam edecek miyiz?

MELTEM KAPTAN – Zaten sıkı olan Türk-Alman dostluğuna bir şey olacağını sanmıyorum. Entegrasyon konusu, ne yazık ki son günlerde yine ön planda. Ama başka çaremiz yok, ortalığı toparlayıp gülmeye devam edeceğiz.

 

 

Popüler Haberler

Almanya o raporu rafta mı unuttu? Salgında 7,5 milyon kişi ölebilir

Ortalıkta sayısız koronavirüs salgınıyla ilgili komplo teorisi ve senaryolar dolaşsa da, Almanya’nın bundan sekiz yıl önce hazırlattığı “Sivil Halkı Korumada Risk Analiz Raporu“ aslında hedefi en iyi tutturan senaryo olmuş. O rapor rafta unutulmuş olabilir mi? Almanya günümüzde yani 2020‘deki küresel salgınla ilgili şaşılacak derecede, bire bir benzeyen bir rapor hazırlamasına karşılık gereken tüm tedbirleri de beraberinde almış mı gerçekten?

Deniz bitti: AKP’nin gözü, yurtdışındaki Türklerin emekliliğinde

AKP hükümeti tarafından Meclis’e sunulan “Yeni Ekonomi Paketi” yurtdışı Türklerinin emeklilik hakları ile ilgili olumsuz düzenlemeleri de beraberinde getiriyor. Söz konusu paketle AKP, SSK borçlanmasının kaldırılmasını da teklif etti.

Müzisyen Suavi Almanya’dan uyardı: “Alevileri tuzağa düşüremezsiniz!”

Tanınmış sanatçı Suavi, Almanya'daki konseri sonrasında Alevilere yönelik yeni oyunlar hakkında değerlendirmelerde bulundu. 

Koşu proteziyle bir mitoloji kahramanı: Ali Laçin’in öyküsü

Uluslararası alanda da başarısıyla gündeme gelen engelli sporcumuz Ali Laçin, umut dolu bir resim çizdi. Laçin, “Engellerle karşılaşınca ayağa kalkmak ve zorluklara göğüs germek gerekiyor. Her şeyden önce ilk adımı atmak çok önemli” diye konuştu.

Komedyen, sunucu, oyuncu ve yazar Meltem Kaptan

İyi bir evsahibi nasıl mı olur? Bir yemek kaşığı vahşi Türk balı, bir tutam kışkırtıcı cazibe, bunları kıvırcık kafayla karıştır, üzerini de Doğubatı Vestfalya’nın esmer ekmeği ile süsle. Bu lezzetin adı Meltem, Türk-Alman uyumunun en bereketli ayartılışı...

Tüm Haberler

25’inci yılda kötü şaka: Nürnberg Film Festivali ertelendi

Avrupa'da Türk sinemasıyla ilgili festivallerin en gelişkini olarak tanımlanan Nürnberg Film Festivali, “koronavirüs” salgını nedeniyle alınan önlemler çerçevesinde bu tarihsel etkinliği ertelemek zorunda kaldı.
dd

Almanya o raporu rafta mı unuttu? Salgında 7,5 milyon kişi ölebilir

Ortalıkta sayısız koronavirüs salgınıyla ilgili komplo teorisi ve senaryolar dolaşsa da, Almanya’nın bundan sekiz yıl önce hazırlattığı “Sivil Halkı Korumada Risk Analiz Raporu“ aslında hedefi en iyi tutturan senaryo olmuş. O rapor rafta unutulmuş olabilir mi? Almanya günümüzde yani 2020‘deki küresel salgınla ilgili şaşılacak derecede, bire bir benzeyen bir rapor hazırlamasına karşılık gereken tüm tedbirleri de beraberinde almış mı gerçekten?
dd

Sucuk üretiminde sular durulmuyor: İşyeri işçi temsilcisi işten atılmakla tehdit ediliyor

Merkezi Federal Almanya’nın Köln kentinde bulunan ülkenin en köklü Türk et ve sucuk üreticisi Egetürk’te işçilerin toplu iş sözleşmeleri için hak aramalarıyla başlayan gerginlik tırmanmaya devam ediyor.
dd

Yeni Vatan: Viyana’nın Türkçe gazetesinden “koronavirüs özel sayısı”

Bu yıl 20 yaşını geride bırakan Viyana'nın en etkili Türkçe yerel gazetesi Yeni Vatan, mart ayı sayısını “koronavirüs” ile mücadeleye ayırdı.
dd

Berlin’de Barışlar için eyleme Afrikalı ve Kanadalı gazeteciler de destek verdi

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) tutuklu ve gözaltındaki gazeteciler için Berlin’deki Brandenburger Kapısı önünde bir eylem düzenledi. Gazetecilerin eylemine Kanadalılar ve Afrikalı gazeteciler de destek verdi.
dd

Endişe: Sanatçılar Almanya’da TRT’nin “koronavirüs” önlemine takıldı

Çin’in Wuhan şehrinden dünyaya yayılan ölümcül koronavirüs önlemlerinden TRT sanatçıları da etkilendi.
dd

Serbest bırakılmaları için Berlin’de eylem yapacaklar

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) tutuklu ve gözaltındaki gazeteciler için Berlin’deki Brandenburger Tor alanında eylem düzenliyor.
dd

DİDF ve Sidar Çarman: “Kadın mücadelesi insanlık mücadelesidir”

Almanya’da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla çok sayıda etkinlik gerçekleştirildi. Stuttgart kentindeki mitingte Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) Stuttgart Teşkilatı adına konuşan sendikacı Sidar Çarman “Biz kadınların mücadelesi aslında bütün insanlığın mücadelesidir” dedi.
dd

Anayasaya uygun: Alman uzmandan çocuklarda başörtüsü yasağına onay

Almanya'da hazırlanan bir bilirkişi raporu ilkokullarda başörtüsü yasağının anayasaya aykırı olmayacağını ortaya koydu. Raporda ebeveynin eğitim hakkı olmasına rağmen çocuğun esenliğinin öncelikli olduğu belirtildi.
dd