Yaşam Erci E.: “Misafir işçi hikâyesi kapandı, Türkiye’nin entelleri akın ediyor”

Erci E.: “Misafir işçi hikâyesi kapandı, Türkiye’nin entelleri akın ediyor”

Türkiye’de Türkçe rap’ın kapısını aralayan kült müzik grubu Cartel’in solistlerinden Erci E. “İstanbul Berlin” ve “Yeniden” adlı iki single ile geri döndü. Bol ödüllü rapçi Erci E. yeni ürünlerini ve daha fazlasını HALKWEB’e anlattı: “Misafir işçi döneminin hikâyesini şarkılarda anlatmaya gerek yok artık. O hikâye yeterince anlatıldı, analiz edildi ve kapandı. Çünkü artık Türkiye’nin entelleri Almanya’ya akın akın geliyor. Konunun rengi değişiyor. Yeniden göz atmak gerek.”

Bundan tam 24 yıl önce 1995 yılında “Cartel 1 Numara” ile Türk müzik dünyasına zirveden giriş yapan ve bugün başarılı birçok Türkçe rap şarkı söyleyen grubun önünü açan Cartel’in belki de en popüler grup üyelerinden Erci E., uzun bir aradan sonra yeni single’larla geri döndü: “İstanbul Berlin” ve “Yeniden”.

Yaşamını ve müzik çalışmalarını Berlin’de sürdüren, RBB radyo istasyonu bünyesindeki Fritz kanalında müzikseverlere program hazırlayıp sunan 46 yaşındaki ünlü rapçı Erci E. son yıllarda Türkiye’den Almanya’ya göçü de işleyen “İstanbul Berlin” şarkısını dinleyicileri ile buluşturdu.

Erci E., son şarkılarıyla çok daha bağımsız, özgür ve kaygısız çalışmalara imza attığını ve içindeki Avrupa ile Türkiye’den beslenmiş müzik birikimini en net şekliyle ortaya çıktığını vurguluyor. Berlin’de gençleri ve çocukları müzik alanında çalıştırıyor, tiyatro pedagogu olarak da eğitiyor.

Türkiye’nin gelmiş geçmiş en başarılı rapçilerinden kabul edilen Erci E. ile işte konuştuklarımız:

“BERLİN’DE YAŞAYANLARIN AKLI İSTANBUL’DA”

– “İstanbul Berlin”i ben sosyal medyada dinledim ve çok beğendim. Alıştığımız Cartel ritimlerinden farklı bir tarzla hazırlamışsınız. İstanbul Berlin’in hikayesi nedir?

ERCİ E. – Çok şey etkili oldu aslında. Şuradan başlayayım: Burada doğmuş büyümüş olan, Almanya ortamında sürekli Türkiye bağlantısı olan bir insanlar grubuyuz. Berlin’de yaşayıp Almanca öğrenmeye ihtiyaç duymadan İstanbullu gibi yaşayıp giden çok insan var.

Türkiye’den Almanya’ya göç var yine. Ama bu sefer farklı. Şimdi misafir işçiler değil entelektüel, aydın, mürekkep yalamış kesim geliyor. Özellikle de Berlin’e. İstanbul atmosferini benimsemiş insanlar burada yaşamaya başlıyor. Öyle bir kafa karışıklığı var ki, bunu şarkıya yansıtmak istedim. Buradayız ama oraya aitiz, tüm bunları ironik bir şekilde anlatmaya çalışıyorum. Sözün kısası burada yaşayanların aklı İstanbul’da. Bir de İstanbul’dan Berlin’e gelip yeni hayatlar kuran, mutsuz oldukları ya da gelecek göremedikleri için yola çıkanlar, Berlin’in özgürlüğü ve düzeni içinde nefes alan yeni bir kitle var.

“BEN ERCİ E.’YİM YA DA BİZ CARTEL’İZ, BİZ OLDUK, ASLA DEMEM”

– Tarzdaki dikkat çekici değişimi nasıl açıklıyorsunuz?

ERCİ E. – RnB, pop, soul var. Türk müziğiyle birleşince ortaya çıkan şarkılar bunlar. İlle de çok tıklansın diye, şöhret için, piyasa için yapmadım. Hissettiğim gibi yaptım. İlk kez kendimi bu kadar özgür ve bağımsız hissediyorum. Diğer türlüsü artık olmazdı. Şöyle söyleyeyim: Ha Tayland’a gidip Mc Donalds’dan alıp bir şeyler yemişsiniz, ha burada. İşte popüler müzikler böyle. Bu bana heyecan vermiyor. Evet, Türkiye rap dünyasında müzikler iyi, sesler iyi. Çok da başarılılar. Ama artık beni heyecanlandırmıyor. Müzik piyasasında şekilcilik, trend olma dayatması çok fazla. Bu mecburiyet müziğin kendisinden daha değerli hale geldi. Ben bunu yapmak istemiyorum.

Yaş almış birinin şikayetleri değil bunlar. Her şey değişiyor. Çok okumalıyız, tiyatroya, sinemaya gitmeliyiz, sanatla ilgilenmeliyiz. Yoksa üretken olamazsın, eleştirel bakamazsın, elbette eğlence de olmalı. 24 yıldır müzik yapıyorum. Şimdi demlenmiş hissediyorum kendimi, ama 5 sene sonra farklı da hissedebilirim. Müziği ise hep aynı heyecanla yapıyorum. Bu heyecandan taviz vermedim. Amatör ruhla devam ediyorum. “Evet ben Erci E.’yim, biz Cartel’iz, biz olduk” falan demem. Bu kalıplara girmem.

O dönemde, zamanından önce hiç duyulmamış yaptığımız müzik ve rastlantılar sonucu başımıza böyle güzel bir şey geldi. Cartel ailesinin bir üyesi olduğum için çok mutluyum. Bizlerle birlikte birçok insan gençliklerini hatırlıyor. Sokakta insanlarla karşılaşıyorum, 7’den 70’e hepsi birden “Carteeel 1 Numara” diye rap yapmaya başlıyor. Bu müthiş sevindirici bir şey. Çünkü bu dünyada ne bıraktığın önemli ve Cartel’in ruhu kesinlikle birlikten yana, herkes rap’e katılabilir havası var. Neşe veren umut dolu bir ruh hali. 24 sene sonra hiçbir gram unutulmamış bir fenomen.

 

“KÖTÜ ALMANCAMIZI BİLE TAKLİT ETTİLER”

– Siz kapıyı araladıktan sonra dünden bugüne çok başarılı Türkçe rap yapan isimler dikkat çekti. Bugünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Cartel Türkçe rap dünyasını nasıl etkiledi?

ERCİ E. – Cartel ile 1995 yılında büyük bir patlama oldu. Türkiye’de 25 yıl önce ilk defa Türkçe sözlü rap duyuldu. Türkiye’de Hedef12 ve Rapor2 adında gruplar hemen ardından çıktılar. Hatta Cartel’e benziyorlardı. İnsanlar başlarda birbirinden esinlenir. Çok normal. Ancak Cartel’in kötü Almancasını bile taklit eden gruplar çıktı. Daha sonra ise her şey rafine hale geldi. Özgün gruplar, sesler çıkmaya başladı. Türkiye’yi anlatan, hayatı anlatan gruplar çıktı Ceza gibi, Sagopa Kajmer gibi. Bir dönem hatta depresif rap tuttu. Ağır felsefi işler de yapıldı. Çok yetenekli arkadaşlar var. Artık Türkçe rap Türk müzik dünyasına yerleşti, bir parçası oldu. Bizim başlattığımız hikâyenin bitememesi ve kendisini geliştirmesi bizi mutlu kılıyor.

“MÜLTECİ SUÇ İŞLEYİNCE HEMEN CEZALANDIRIYORSUN PEKİ YA IRKÇILARI?”

– Cartel kurulduğunda Almanya’da Türklerin evini ırkçılar kundaklıyordu. Siz de Mölln ve Solingen katliamlarına yer veren klipler çektiniz. Aradan 25 yıl geçti ve ırkçı terör hortladı. Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli bir şarkıcı olarak ülkede tırmanan ırkçı şiddet size neler düşündürüyor?

ERCİ E. – Almanya’daki ırkçı terörün artık şakası yok. Çok ciddi bir konu. 8’i Türk 10 kişi katleden NSU ırkçı çetesinin 5 yıl süren davası tüm soru işaretleriyle birlikte tarihe gömüldü. Dosyalarının ise önce 120 yıl, kamuoyunun baskısı ile ise gülünç bir şekilde indirime gidilerek 40 yıl kilit altına alınması kararlaştırıldı. Bu zaten her şeyi anlatıyor. İstihbaratın, emniyetin bağlantıları tartışılıyor. Çok korkunç. Irkçı terör şimdi ise kendi evlatlarına döndü. Almanlara saldırıp onları tehdit ediyorlar. Almanya’da her ülkede olduğu gibi ırkçılar olabilir. Ama bunlara karşı net bir duruş sergilemelisin ve ciddi şekilde üstüne gitmelisin. Irkçı örgütlere, şiddet yanlılarına taviz verilmemeli. Suç işleyen mülteciyi hemen atıyorsan, aynı hassasiyeti ırkçı saldırganlara da göstermen gerekiyor.

NSU olayı korkunç olduğu kadar karanlık. Almanya’ya yakıştıramadığım bir noktadayız. Burada doğdum büyüdüm. Almanya’nın hukuksuzluk karşısında gösterdiği sağlam duruşu biliyoruz. Ama ırkçılıkla mücadelede ne yazık ki sınıfta kaldı. Hayal kırıklığına uğradım.

“CARTEL OLARAK BİR ŞARKI YAPMAYI ÇOK İSTERİM”

– Herkesin merak ettiği soruyu bir kez de ben buradan aktarıyorum: Cartel üçüncü kez bir araya gelir mi?

ERCİ E. – Cartel olarak bir şarkıyı daha birlikte söylemeyi, bir şarkı daha yapmayı çok arzu ederim. Ancak farklı kentlerde ve ülkelerde yaşıyoruz. Ne yazık ki yeniden bir araya gelmemiz zor görünüyor.

– Buradaki gençleri nasıl gözlemliyorsunuz?

ERCİ E. – Burada da çok başarılı ve istekli gençler var. Anneleri, babaları Almanca konuşuyor. Daha sıkıntısız büyüyorlar. Ancak samimi olmak gerekirse isterdim ki daha tarafsız olan, üzerinde siyasetin gölgesi olmayan sivil toplum kuruluşlarının sosyal, kültürel ve sanatsal desteğini alabilsinler.

“HERKES ALMANYALI TÜRK’Ü KULLANDI”

Bugüne dek Almanya’daki Türklerle ilgilenen doğru dürüst bir kurum olmadı. Dini tabandan olan grup ve dernekler ya da siyasi tabanlı dernekler, ideoloji aşılayan STK’lar. Hep kendi amaçları için buradaki Türkleri manipüle ettiler. Ben her zaman Türkiye’den zamanında göç etmiş olanlar, yani bizler, hangi fikre sahip olursak olalım, bir organizasyonda, bir çatı altında toplanabilelim, diye düşündüm. Okulda zorluk çeken çocuklara yardım için ek derslere, daha çok tiyatro oyunlarına, sohbetlere ihtiyaç var. Almanya’daki Türk toplumunun, gençlerimizin kültür merkezlerine, sanat merkezlerine, sosyalleşmeyi sağlayan merkezlere ihtiyaçları var.

Yeni nesilde ne Türkçe ne de Almanca bilen gençler var. Bu çok tehlikeli. Ne olduğunu bilmezsen kaybolursun, bir yere gidemezsin. Bu çocukların siyasi, inanç ve ideolojik açıdan istismar edilmeye değil, ilgi ve sevgiye ihtiyaçları var. Gençlerin önce dünyasına gireceksin. O zaman güçlenip yükselebilirler. O dönemde biz birdik, kutuplaşma hâkim değildi. Cartel olarak hem Türkiye’nin hem de Almanya’daki Türk toplumunun en endişesiz ve özgür zamanlarında vardık. Ben burada büyüdüm, ama Türkiye’nin değerini biliyorum. Böyle kültür zenginliğine sahip başka bir ülke yok. Kadıköy’de bir kafede otursam bir albüm yazarım. O kadar enerjisi yüksek ve insanları öyle renkli ki. Elimizdekini korumak zorundayız.

“CARTEL BUGÜN İLK KEZ KURULSA…”

– Başa dönersek yeni single’ların tanıtımı için ne yapıyorsunuz?

ERCİ E. – Olayın promosyonunda değilim. Hiç umurumda değil. Açıkçası bu benim yıllarca umurumdaydı. İnsanı mutsuz eden bir nokta bu. Benim derdim artık kaç tıklama, promosyon falan değil. Müziği anlayan anlıyor. Bu bir yol. 25 yıl önce Türkiye’de bomba gibi patlamıştık. Ama bugün Cartel ilk kez kurulmuş olsa Cartel’i kimse tanımaz. Çünkü bugün Türkiye’de Cartel gibi grupları çalacak hiçbir yayın organı kalmadı ki. Müzik dünyası kendisini müzikseverlere anlatacak sayısız müzik yayın organını birer birer kaybetti. Bugün sosyal medya var ama insanları bir araya getiren mecralar yok. Dünyada da bu böyle, yaşlılar gençlerden farklı konuları, müzikleri takip ediyor, herkesi ortak noktada yakalamak zor.

ERCİ E. HAKKINDA

Sahne adı Erci E. olan 46 yaşındaki Erci Ergün 1993 yılında öğrenim gördüğü Berlin Üniversitesi Siyasal Bilimler eğitimini yarıda bıraktı.

O tarihte Berlin’de yeni kurulan Kiss FM radyo istasyonunda her pazar günü “Turkish Kisses” adlı radyo programını hazırlayıp sundu. RnB ve hip-hop tarzı müziği Türk pop müziğiyle karıştırarak çalmaya başladı. Bu müzik karışımı o dönemde Alman ve Türk gençliğinin dinleme alışkanlıklarını ve zevklerini temsil ediyordu. Türkçe rapçı olarak solo programları da olan Erci Ergün, Türkiye’nin gelmiş geçmiş en güçlü ve alanında çığır açan Türkçe rap grubu Cartel’e “Erci E.” adı altında katıldı.

Cartel, Türkiye’de büyük bir başarı göstererek platin ödülü aldı.

Grubun dağılmasının ardından Erci E. solo programlarına Türkçe ağırlıklı zaman zaman da Almanca şarkılarla devam etti. Weil ich ein Türke bin (Çünkü ben bir Türküm, 1999), Almanca albümünün ardından Türkçe albümleri Sohbet (1997) ve Bin Arabama (2004), Türkiye’de bir kez daha büyük başarı elde etti.

1998 – 1999 yıllarında Almanya’nın efsanevi sanatçısı Peter Maffay’ın “Karşılaşmalar” projesinde iki müzisyen arkadaşı, Hakan Kırkpınar ve Bektaş Turhan ile birlikte yer aldı. Bu proje için hazırlanan şarkının video klibi Berlin ve İstanbul’da çekildi. Halkları birleştiren bir proje olan “Karşılaşmalar”ın Almanya turnesi büyük ilgi gördü. Proje platin plak ödülüne layık görüldü.

Erci E. 33 yaşındayken Türkiye’ye taşındı. Buna karşılık ünlü rapçı 2007’de yeniden Berlin’e döndü ve bir gazeteye verdiği röportajda şu dikkat çekici sözleri dile getirdi: “Benim evim Almanya ve benim için her şeyden önce Berlin gelir. Burada doğdum ve büyüdüm. Ben buraya aitim.”

Erci E. müzik kariyerinin yanı sıra radyo programlarıyla müzikseverlere seslendi. Kiss FM’de, daha sonra RBB radyo istasyonu bünyesindeki Radio Multikulti ve Fritz’de, Hessen eyaletindeki You FM’de, Türkçe radyo kanalı Metropol FM’de program hazırlayıp sundu. Erci E. temmuz ayının ortasında “İstanbul Berlin” ve “Yeniden” adlı iki tek parça ile hayranlarına güzel bir sürpriz hazırladı.

IŞIN TOYMAZ – BERLİN

 

Popüler Haberler

Berlin desteğinin açığa çıkardığı soru: Alman kamuoyu Kaz Dağları’na neden ilgisiz? 

Kaz Dağları'ndaki çevre katliamına karşı gösteriler Almanya'daki Türk toplumunu da hareketlendirmeye başladı. Ancak, “çevre duyarlılığı” ile ünlü Alman kamuoyunda, bu doğa katliamının henüz gereğince yankılanmamış olması, yeni soru işaretlerine neden oluyor. 

Dünya devi Daimler: “Irkçılığa tahammül göstermeyeceğiz!”

Dünya otomotiv devi Daimler, Türk kökenli çalışana karşı ırkçılık yaptığı için işten çıkarılan iki kişiyi savunan aşırı sağcı sendikayı sert sözlerle eleştirdi. Daimler yönetimi, fabrikalarında ırkçılığa ve yabancı düşmanlığına tahammül gösterilemeyeceğinin altını çizdi.

Fridays for Future eylemcileri HALKWEB’e konuştu: “Göçmen gençleri de eylemlere bekliyoruz“

İklimi korumaya yönelik önlemlerin artırılması içinküresel protestolara dönüşen “Fridays For Future“ (Gelecek İçin Cumalar) hareketinin Almanya'daki eylemcileri HALKWEB’e konuştu.

Alman uzmandan çok sert Kazdağları tepkisi: “Çifte ahlaksızlık“

Ormancılık uzmanı Peter Wohlleben, Alamos Gold’un Kazdağları’ndaki altın madeni projesinde, alternatifi olmasına karşın AB’de yasaklı siyanürün kullanılacak olmasını “çifte ahlaksızlık” olarak nitelendirdi.

Gerilim artıyor: “Peki bu çocuk Almancayı nerede öğrenecek?”

İlkokula gidebilmek için Almanca bilmenin önkoşul haline getirilmesini isteyen Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) milletvekili Carsten Linnemann’a Almanya Türk Toplumu’ndan da sert bir eleştiri geldi.

Tüm Haberler

Berlin desteğinin açığa çıkardığı soru: Alman kamuoyu Kaz Dağları’na neden ilgisiz? 

Kaz Dağları'ndaki çevre katliamına karşı gösteriler Almanya'daki Türk toplumunu da hareketlendirmeye başladı. Ancak, “çevre duyarlılığı” ile ünlü Alman kamuoyunda, bu doğa katliamının henüz gereğince yankılanmamış olması, yeni soru işaretlerine neden oluyor. 
dd

Dünya devi Daimler: “Irkçılığa tahammül göstermeyeceğiz!”

Dünya otomotiv devi Daimler, Türk kökenli çalışana karşı ırkçılık yaptığı için işten çıkarılan iki kişiyi savunan aşırı sağcı sendikayı sert sözlerle eleştirdi. Daimler yönetimi, fabrikalarında ırkçılığa ve yabancı düşmanlığına tahammül gösterilemeyeceğinin altını çizdi.
dd

Fridays for Future eylemcileri HALKWEB’e konuştu: “Göçmen gençleri de eylemlere bekliyoruz“

İklimi korumaya yönelik önlemlerin artırılması içinküresel protestolara dönüşen “Fridays For Future“ (Gelecek İçin Cumalar) hareketinin Almanya'daki eylemcileri HALKWEB’e konuştu.
dd

Alman uzmandan çok sert Kazdağları tepkisi: “Çifte ahlaksızlık“

Ormancılık uzmanı Peter Wohlleben, Alamos Gold’un Kazdağları’ndaki altın madeni projesinde, alternatifi olmasına karşın AB’de yasaklı siyanürün kullanılacak olmasını “çifte ahlaksızlık” olarak nitelendirdi.
dd

Gerilim artıyor: “Peki bu çocuk Almancayı nerede öğrenecek?”

İlkokula gidebilmek için Almanca bilmenin önkoşul haline getirilmesini isteyen Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) milletvekili Carsten Linnemann’a Almanya Türk Toplumu’ndan da sert bir eleştiri geldi.
dd

Ceylan Ertem Almanya’ya geliyor

Türkiye'deki alternatif pop ve rock sahnesinin en başarılı kadın yorumcularından biri olan Ceylan Ertem, uzun bir ayrılığın ardından Avrupa turnesine hazırlanıyor. İlk konser 16 Kasım'da Stuttgart'ta.
dd

Burka gündemden düşmüyor: Almanya’da “kara çarşafa yasak” hazırlıkları

Federal Almanya'da yapılan bir ankete göre halkın çoğunluğu, Hollanda'daki gibi bir burka yasağını destekliyor.
dd

Tehlikeli süreç: Sağ popülist AfD, Almanya’nın doğusunda en güçlü parti

Bir kamuoyu araştırması Almanya’nın doğusundaki eyaletlerde seçimler yaklaşırken, bölgede sağ popülist AfD’nin birinci parti haline geldiğini ortaya koydu.
dd

Yeşiller, Hıristiyan Demokratları yakaladı: Almanya’da “yeni büyük koalisyon” mu?  

Almanya'da inanılmaz şeyler oluyor. Yeşiller Partisi'nin bugün seçim yapılsa sandıktan birinci parti olarak çıkma ve başbakanlık görevini üstlenme şansı büyük. Sosyal demokrasinin erimesi durdurulamıyor. Yeşiller, artık kitle partisi. 
dd