Yaşam Berlin Duvarı’nda bir krallıktı: “Osman Amca’nın Kulübesi

Berlin Duvarı’nda bir krallıktı: “Osman Amca’nın Kulübesi

Bir dönem filme çekilmesi de düşünülen bir olaydı Osman Amca’nın Kulübesi. Berlin Duvarı’nın bir parçasıydı ve bir tür krallıktı aslında. Berlin’de yaşayan tiyatrocu-yazar Yalçın Baykul, kıvrak üslubuyla bu kulübenin öyküsünü ve başkahramanını yazdı.

Berlin Duvarı yıkılmadan önce bu kente yerleşen tiyatrocu ve yazar Yalçın Baykul, yeni kurduğu “Tiyatro Gazetesi” (tiyatrogazetesi.de) adlı sitesinde kent anılarından ve tiyatro izlenimlerinden hareketle ilginç yazılar yayımlıyor. Bunların içinde en ilgi toplayanlardan biri de Berlin Duvarı’na bitişik bir küçük arazide “Demokratik Almanların himmetiyle” kendi krallığını ilan eden ve iki Almanya’nın olduğu kadar Sırrı Süreyya Önder ve Yılmaz Erdoğan gibi son dönemin önde gelen komedyen ve sinemacılarının da yakından ilgilendiği Osman Kalın’ın öyküsü oldu.

Bu ilginç anılardan genişçe bir kesit, şöyle:

“İYİYİM DE, TEK EKSİĞİMİZ KADINLAR”

“Türk mahallesi olarak geçen Kreuzberg’de oturuyorum. Berlin’de uzun yürüyüşlere çıkıyorum. Duvarı karış karış gezmeyi ve fotoğraflamayı hedeflemişim. Bu tutkum nedeniyle üç çift papuç eskittim. Oturduğum evin yanı başında bir anda yükseliveren bir gecekonduya ilgisiz kalmam düşünülemez. Osman Kalın ile öylece tanışıverdik. Ömür boyu yakamı kurtaramayacağım öykü de böyle başladı. Hayatının ilk söyleşisini gerçekleştiriyoruz. Sonra haberlere, belgesellere konu oluyor Osman Amca. Her fotoğraftan, her söyleşiden para almaya başlıyor. Tarifesini bile belirliyor: Fotoğraf 20, röportaj 100, film 250 doyçe mark. Ben röportaja yanımda güzel kızlarla gittiğim için benden para istemiyor. “Nasılsın Osman Amca?” diyorum, “İyiyiz, iyiyiz de, tek eksiğimiz kadınlar!” cevabı artık bir Osman Kalın klasiğine dönüşüyor. Bu cevabı yanında kırk yıllık eşi varken de veriyor. “Yav bizim kadınlar da iyi de, şu öpüşme işini öğrenemediler gitti!” derken eşi de kıkır kıkır gülüyor.

Kulübeyi kondurduğu yer duvarın dibi. 1961 yılında Kızıl Ordu duvarı yaparken zikzak çizmesi gereken sınırı, kolaya kaçıp köşeli yerine oval yapınca köşenin bir buçuk dönümlük toprak parçası duvarın öte yanında kalıyor. Hukuksal olarak DDR’ye (Doğu Almanya) ait, ancak fiili olarak BRD (Federal Almanya) sınırlarında kalıyor. İşte Osman Amca kaderine terkedilmiş toprak parçasına konuyor ve kendi, “oval ofis”ini kuruyor. Üstelik Doğu’dan gelen kaleşnikovlu halk polislerinin uyarılarına, tehditlerine aldırmadan, sağdan soldan bulduğu atık parçalar ile daha sonra imparatorluğunu ilan edeceği bostana iyice yerleşiyor. Önce maydanoz, sonra soğan sarımsak derken, pazarda satacak kadar kara lahana ve turp yetiştirmeye başlıyor. Kirazlar, kayısılar, erikler dikiyor.

Bu arada yan tarafta durumdan şikayetçi bir düzine Alman mahalleli ve eski bir kilise var ve kilisenin papazı Müller ile sekreteri Angelika burunlarının dibindeki gelişmeleri hayretle gözlemliyorlar. Osman Amca: “Bu Müller var ya, gâvur mavur ama herkesten daha insanlıklı. Bana kiliseden elektriğimi de suyumu da bağlattı. Bir de beni pazar ayinlerine davet etti. Her pazar benim hatun ile ayinlerine katılırız.”

“Osman Amca, ben seni geçen Mevlana Camii’ne Cuma’ya giderken de görmüştüm.”

“O başka, o başka yeğenim. Pazar ayininden bir şey anlamıyoruz ama, ayin sonrası bedava ekmek, pasta ve kahve dağıtıyorlar. En güzel o oluyor. Taze Alman ekmeği, mis gibi, bizim Yozgat’ın köy ekmeği gibi. Bir haftalık ekmeğimiz çıkıyor hiç olmazsa.”

PAPAZ MÜLLER VE OSMAN AMCA

Papaz Müller ve Angelika ile de epey muhabbetimiz oldu, Osman Amca sayesinde. ,”Gençliğimden beri nereye gitsem yanımda taşıdığım kırmızı bir okuma sandalyem vardı” diyor Papaz Müller,“o sandalye ortadan yok oldu. Bir türlü bulamıyoruz. Kırk yıldır tüm okumalarımı o sandalye üzerinde yapmışımdır. Okumaktan bile eski tadı alamaz oldum. Aradan aylar geçti, bir yaz akşamı, şiir gibi bir günbatımı, bir de ne göreyim, benim kırmızı sandalye Osman’ın çatısında, üzerinde de Osman tünemiş efkârlı efkârlı gün batımını seyrediyor.”

Sekreter Angelika“Çok zor adam” diyor, “Suyu ve elektriği kendisi ödemesi koşuluyla vermiştik, faturaları görünce, ’Allah’ın suyu için neden benden para istiyorsunuz!’ diye öyle bağırdı ki, ne yapacağımızı şaşırdık. Kilisenin sadaka sandığından ödedik borçları.’’

O dönemde bir metroda dev bir Berlin haritası çarpıyor gözüme: Batı Berlin ve Doğu Berlin diye ayrılmış; tam ortada sigara ucu kadar minicik bir alanda iki harf var: O.K. Yani Osman Kalın.

Mahallenin uyuşturucu kullanan gençleri , yazın Osman Amca memlekete izine gidince kulübeyi ateşe veriyorlar. Döndüğünde küllerle karşılaşıyor Osman Amca. Ama üzüntü ve öfkesini unutturan bir mucize oluyor, hatta iki mucize: Duvarın öte tarafından Onbaşı Stefan kaleşnikovlu askerleriyle çıka geliyor ve diyor ki, “Üzülme Osman, biz sana kulübeni yeniden yapman için çimento, ahşap ve demir vereceğiz, bizim toprağımızı cennete çevirdiğini, gördük ve seni çok takdir ettik.” Bu cümleler Osman Amca’ya ait.

Kulübe bu kez iki katlı olarak boy veriyor, Güzel bir balkonu ve çatısı da yapılıyor son olarak. Osman Amca’nın keyfine diyecek yok, sevincinden süpürge sapına bir Türk bayrağı takarak çatıda dalgalandırmaya başlıyor. Kırmızı sandalyesine oturup, çatıda kırmız bayrak altında gün batımını seyre dalıyor. Ancak bu keyif uzun sürmüyor: Batı polisi kapıya dayanıyor. “Bakın DDR topraklarında olduğunuz için bir şey yapamıyoruz ama, bu bayrak da fazla oldu artık. Bizi proveke neyi etmeyin gari!” diyecek oluyorlar. Öyle dediklerini, tabii ki o söylüyor. Osman Amca bayrağın sopasını kaptığı gibi polisleri önüne katıp kovalıyor. Bunu gören mahalleli çocuklar da taşlamaya başlıyorlar polisleri. Yoldan geçen bir anne, “Yapmayın çocuklar, yazıktır, polise taş atılmaz!” diyecek oluyor. Hızını alamamış çocuklar büyük pişkinlikle karşılık veriyorlar: “Biz 1 Mayıs geldi zannettik abla!”

Sıcağı sıcağına Osman Amca ile konuşuyoruz, burnundan soluyor: “Bana koskoca DeDeRe buranın tapusunu vermiş, size ne oluyor ulan? Siz Alman’sanız, ben de Türk’üm! Bak bu doğulular, gominis momunis ama, çok harbi vatansever adamlar.”

O tapuyu şimdiye kadar gören olmadı.

SIRA DIŞI KULÜBEYE SIRRI SÜREYYA’NIN SİNEMACI İLGİSİ

Olayın başından sonuna bire bir tanığı olarak, Osman Amca’nın sıra dışı yaşamını anlatan bir senaryo denemem oldu. Yıllarca yanımda gezdirdim. Amacım Emir Kusturica gibi bir yönetmen bulmaktı. Kara mizah ve dünya politikasından anlayan biri kotarabilirdi ancak bu dünya öyküsünü. Cezmi Baskın’ın önerisi Sırrı Süreyya’ya, Sırrı’nın önerisi Yılmaz Erdoğan’a kadar getirdi öyküyü. Sonra bu güzelim serüven BKM’nin raflarında çürümeye terk edildi. Yönetmen milletvekili oldu, Osman Amca’yı oynaması gereken Yılmaz da akil adam olunca yollarımız tümüyle ayrılmış oldu.

Bu arada Osman Amca’yı da geçtiğimiz aylarda yitirdik.

Yerine oğlu “1. Mehmet”, imparatorluğun başına geçti. Onun vizyonu daha başka. O kulübeyi Türk-Alman Dostluk Evi’ne dönüştürdü. Artık çifte bayrak dalgalanıyor “O.K.” topraklarında. Kentin turistik noktalarından biri oldu Osman Amca’nın ahşap evi. Rehberler, Berlin turlarına bu kulübeyi de eklediler artık. En çok ilgilenen turist grubu ise Japonlar.

Duvarlar yıkıldığında, normalde Mitte adlı semt merkezine bağlı olması gereken O.K. topraklarında bir referandum yapıldı: Osman Amca’ya soruluyor “Mitte’ye mi yoksa Kreuzberg’e mi ait olmak istersiniz?” diye, Osman Amca oyunu Türk semti Kreuzberg’den yana kullanıyor. Kreuzberg belediye başkanı o akşam bir televizyon haber programında son derece mutlu, diyor ki: “Böylece Osman sayesinde savaşsız ve kan dökmeden Kreuzberg topraklarına yeni topraklar katmış bulunuyoruz. Kendisine minnettarız.”

Yüzyılları bulan Türk-Alman dostluğu bir meyvesini daha veriyor böylece.

Ayrıca girişimci yanını devreye sokup arazinin yarısını yine Türkiye kökenli başka bir aileye okutuvermiş Osman Amca. Öncelere yıkılan Berlin Duvarı’nın kalıntılarından arazinin ortasına bir sınır bile çekmişler. Sonra duvar parçaları iyi para edince sınırı tel örgüye çevirmişler. Mahallelinin anlattığına göre aralarında sınır anlaşmazlıkları nedeniyle tekme tokat kavga ettikleri bile olmuş. Bir ara aralarındaki duvarın bir alevi sünni çatışmasını önlemek için yapıldığı bile öne sürüldü.

Şimdi durum sakin, ancak kulübenin geleceği tartışmalı. Berlin kent yönetimi, “Osman Kalın yaşadığı sürece…”diye başlayan bir izin vermiş, sonrasında çevre sakinlerinin şikâyetleri nedeniyle kaldırılacak sözü verilmiş bile… Oğul, buna çok bozuluyor…. “Onca emek vermişiz, Türkiye’deki gibi bir imar barışı neyi olamaz mı yani? Bunu bize çok mu görüyorlar, çöplüğü ihya etmişiz!” diyor.

Bu soruna en ilginç çözüm önerisi Sırrı Süreyya’dan geldi.

BKM adına kamera arkası olur diye Osman Amca’yı ziyarete gidip, tüm ailesi ile birlikte söyleşimizi uzun uzun filme aldığımızda şöyle dedi Sırrı, oğul I. Mehmet’e tüm samimi duygularıyla:

“Gardaş, Allah gecinden versin, Osman Amcamıza bir şey olursa, kimseye haber vermeden kulübenin bahçesine defnediverin naaşını, vasiyeti vardı dersiniz! Vallahi de billahi de burası Zuhurat Baba gibi bir yatır olmazsa, ben de ne olayım!”

Osman Amca öyle bir müşfik baktı ki Sırrı’ya, içinden şunları geçirdiğinden adım gibi eminim:

“HeDePeli MeDePeli ama valla harbi ve vatansever delikanlı yav!”

HALKWEB-BERLİN

 

Popüler Haberler

500 bin için başvurdular, Stuttgart “5 bin kişi” dedi: Kim bu “korona yasağı“ karşıtları?

Almanya’da mart ayından bu yana süren ve gittikçe büyüyen korona protestoları adeta tsunamiye dönüştü. Stuttgart’ta cumartesi günü 500 bin kişi sokağa çıkmaya hazırlanıyordu. Saatler kala Stuttgart Belediyesi salgın tedbirleri çerçevesinde  “500 bin değil 5 bin” dedi. Gösterinin organizatörleri dava açtı.

Almanya’nın Türkçe radyosu artık 20 yaşında bir genç

BERLİN  Fotoğraflar: Mesut HASTÜRK Artık 20 yaşında bir genç olarak bakılan ve 24 saat Türkçe yayın yapan Federal Almanya’nın en etkili radyosu Metropol FM, zorlu bir...

Maske yok, test yok: Almanya’da Türk inşaat işçileri koronaya yakalandı

Salgın döneminde “Stuttgart 21” şantiyelerinde çalışan ve Türkiye’den getirilen 6 inşaat işçisinin koronavirüse yakalandığı haberi Almanya’da ortalığı karıştırdı. Türk inşaat firması ERFA bünyesinde çalışan 6 Türk işçide koronovirüsü tespit edilirken, ikisi hastaneye kaldırıldı. 4’ü ise barınma yerlerinde iki hafta tutulacak.

Avukat İlke Çakar uyardı: “Türkiye’den emeklilikte zam öncesi son 2 gün“

Türk hukukçu ve sosyal güvenlik alanında uzman avukat İlke Çakar, Avrupalı Türklere seslenerek “Türkiye’den emeklilikte zam öncesi son 2 gün fırsatını değerlendirin” dedi.

Sosyal medyada bu karikatür dolaşıyor: “Atatürk ayakkabılı Erdoğan”

Almanya’da Twitter, WhatsApp ve Facebook gibi sosyal paylaşım sitelerinden, ayağına bol gelen Atatürk ayakkabıları ile aynaya bakan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan karikatürü dolaşıyor.

Tüm Haberler

Alman milliyetçilerin işçi sınıfından destek alma hesapları: Sağ popülistler sendika binasını işgal etti

Sağcı eylemcilerin Alman Sendikalar Birliği sendika işgali, yeni soru işaretlerine neden oldu. Polis binaya izinsiz giren 5 milliyetçi eylemciyi itfaiye ekiplerinin yardımı ile aşağıya indirdi ve gözaltına aldı.
dd

Avusturya fena karıştı: “Büyükelçi Ozan Ceyhun Hıristiyanları aşağıladı” iddiası

Avusturya Büyükelçisi Ozan Ceyhun'un AKP destekli Ramazan toplantısında Hıristiyan ve Avusturya değerlerini rencide edici ifadelere yer verdiği iddiası Viyana'ya bir bomba gibi düştü. Açıklama için Uyum Bakanlığına davet edilen “eski solcu” Ceyhun, “Yanlış anlaşıldım” derken, konuşmanın videosunda yer alan ifadelerin kuşkuya yer bırakmadığı ileri sürüldü. 
dd

“Merkel farkı”: Almanya’nın koronavirüsle mücadelesinde kadınca yaklaşım etkili olmuş

Federal Almanya, uluslararası değerlendirmelere göre, koronavirüsle mücadelede başarılı ülkeler arasında yer alıyor. Berlin eyalet milletvekili Emine Demirbüken-Wegner bu başarının “bir kadın farkı” olarak görülmesini önerdi.
dd

AB’nin geleceği: İngilizlere göre Avrupa yeniden nasıl şekilleniyor?

Pandeminin, Avrupa Birliği’ni çözülmeye götürebileceğine dair bir  analiz İngiliz The Guardian gazetesinde yayınlandı. Çözülmenin  birden fazla adımdan oluşacağına dikkat çekilen değerlendirmede, Avrupa Birliği’nin yıkıcı darbeler alacağı belirtiliyor.  
dd

Stuttgart Başkonsolosu Öner: “Gençlerimiz 19 Mayıs ruhuyla her iki topluma da yarar sağlayacak”

Esslingen Nürtingen ve Çevresi Türk Okul Aile Birlikleri Derneği (Toab Ess/Nür) “19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı” kutlamaları çerçevesinde dijital şölene damgasını vurdu.
dd

Almanya’nın dört bir köşesinde Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni okudular

Almanya’daki Türkiye kökenli gençler ülkenin dört bir yanında çektikleri videolarla özel bir 19 Mayıs kutlaması gerçekleştirdiler.
dd

Kabare ustası Muhsin Omurca: “Korona çağının ‘en komiği’ sağ popülistler”

Muhsin Omurca korona yasağı karşıtlarına  seslendi: “Koronanın ‘en komiği’ sağ popülistler ve komplo teoriciler. Ne kadar komik olduklarını bilseler bu işten iyi para kazanırlardı”
dd

Stuttgart korona gösterilerinin kalesine dönüştü: Polis ceza yağdırdı

Almanya'da kentlerde düzenlenen korona önlemlerini protesto gösterileri bir kez daha sağ popülistlerin ve komplo teoricilerin şovuna dönüştü. Haftalardır korona yasağı karşıtlarının eylemlerine sahne olan Stuttgart adeta salgın gösterilerinin kalesi durumunda. Polis kurallara uymayan eylemcilere ceza yağdırdı.
dd