Kültür Arthur Koestler'in başyapıtı 75 yıl sonra yeniden (1)

Arthur Koestler’in başyapıtı 75 yıl sonra yeniden (1)

Antikomünist edebiyatın George Orwell öncesindeki en etkili “ustası” kabul edilen Arthur Koestler’in ünlü romanı “Gün Ortasında Karanlık”, sonunda, yazıldığı şekilde yayımlanabildi. İlgiyle karşılanan ve hemen yeni baskısı yapılan kitabın bu ilk hali, “Rubaschow” başlıklı bir dosya olarak Zürih’te bir yayınevinin arşivinde tesadüf sonucu bulunmuştu.

Komünist militanlıktan gelen, ama daha sonra saf değiştirerek açık antikomünist ve Sovyetler Birliği karşıtı tutumuyla Soğuk Savaş’ın en ünlü yazı adamları arasına girmeyi başaran Arthur Koestler’le ilgili yeni bir bulgu, kitaplaştı. Koestler’i bir anda zirveye taşıyan ve hep başyapıtı gözüyle bakılan romanla ilgili sır, yıllar sonra aydınlanmış oldu.

Türkçeye de “Gün Ortasında Karanlık” adıyla İngilizceden çeviri olarak giren romanı Nazi işgali öncesindeki Paris’te Almanca olarak kaleme alan Koestler’in, savaşın ve kaçaklığın kargaşası içinde bu ilk metni kaybettiği, ancak o sıradaki hayat arkadaşı Daphne Hardy tarafından “apar topar” İngilizceye çevrildiği için 1940 sonunda kitabın yayımlanma fırsatı bulduğu biliniyordu. Koestler, daha sonra bu İngilizce metni esas alarak romanını tekrar Almancaya çevirmişti. Ünlü roman ilk yazıldığı dilde değil, Almanca konuşulan dünyada bile “ikinci elden bir çeviri” olarak yayımlanmıştı. Orijinal metin yıllardır bulunamıyordu.

Bu durum kısa bir süre önce tamamen değişti.

Alman araştırmacı Matthias Weßel, doktora çalışması için incelemelerini sürdürürken, bu romanın Almanca aslını “Rubaschow” başlıklı bir daktilo dosyası olarak İsviçre’deki bir yayınevinin arşivinde 2015’te buldu. 1939-40’ta Fransa’da Almanca olarak kaleme alınan ünlü romanın Koestler’in elinden çıkmış hali, böylece ilk kez 2018’de Almanca konuşulan dünyada okurla buluştu. Elsinor Yayınevi, açıklayıcı bir önsöz ve sonsöz eşliğinde romanı ilk kaleme alındığı haliyle yayımladı. Kitap yoğun bir ilgiyle karşılaşınca da yeniden basıldı. 

MİCHAEL SCAMMELL: “BİR ALMAN ROMANI” 

Koestler uzmanı İngiliz yazar Michael Scammell, roman ve Koestler üzerine kitaba yazdığı geniş önsözünde ilginç detaylara dikkat çekiyor. Scammell’e göre, “Gün Ortasında Karanlık” veya ilk (dosya) adıyla “Rubaschow”, Koestler’in en iyi romanıdır. Ama uluslararası edebiyat otoritelerindeki yaygın kanının tersine, İngiliz değil her şeyden önce bir Alman romanıdır. Almanca kaleme alınmıştır.

Romana egemen zihniyet, Scammell’e göre, Sovyetler Birliği veya Nazi Almanyası’na karşı olmaktan çok, genelde dünyada yaygınlık kazanan totaliter eğilimleri reddeden bir ruh haline karşılık gelmektedir. Fonunu, “Stalin’in 1938-1939’daki gösteri mahkemeleri” oluşturmaktadır.  Ancak Koestler’in ana ilgisi, Sovyet devrimci önderlerinin nasıl olup da “işlemedikleri suçları itiraf etmelerine” yöneliktir. Romanın ağırlığı asıl burada aranmalıdır.

 

Michael Scammell, kitabın yazım süreciyle ilgili bilgilerin gözden geçirilmesini öneriyor. Gerçekten de 1938 yazından 1940  baharına kadar üzerinde çalıştığı ve kaçaklık, hapis, düşman yabancılar kampındaki enterne aylarında kaleme aldığı romanın kaderi ilginçtir. Güney Fransa’da atıldığı kampta “Sovyet ajanı” olarak görülen Koestler, burada son derece antisovyetik bir roman kaleme almaktadır. Koestler, kanıt yetersizliğinden serbest bırakılınca Paris’e dönmüş ve buradaki ev hapsinde romanını tamamlamıştır.

Scammell, sosyalizme yönelik sempatinin o dönemde yoğun olduğu Labour Party yönetim katının, özellikle de Başkan Michael Foot’un, romanı büyük bir şaşkınlıkla karşıladığına dikkat çekiyor. Ayrıca Fransa’da 1946 baharında çıkan Fransızca baskının parlamentodaki en büyük partiyi oluşturan komünistlerin sosyalistlerle birlikte anayasa referandumundan çok küçük bir farkla ve yenilgiyle çıkmasında, bu romanın önemli rolü olduğu iddiaları da var. Koestlerin romanı Fransa’da 1948’e kadar 2 milyon adet satılarak o zamana kadarki tüm satış rekorlarını kırmayı başarmıştı.

İlginç bir başka nokta daha var: Michael Scammell, bazı eleştirmenlerin Koestler’i, antisovyetik eğilimini fazla ileri götürmemekle suçladıklarına dikkat çekiyor. Arthur Koestler, bu eleştirmenlere göre, SSCB’de 1930’ların sonunda sahnelenen mahkemeler sırasındaki işkenceleri küçük göstermekteydi, çünkü hâlâ SSCB’ye sempatiyle bakmaktaydı. Bu suçlamaların kanıtı olarak da, romanın sorgu sahnelerinde komünist jargonun geniş biçimde kullanılması gösteriliyordu. Scammell’in genel eğilimi, bu saptamada bir haklılık payı olduğu yolundadır.

Bu arada, ilginç bir başka vurgu da, Koestler’in İngilizce metinden tekrar Almancaya çevirdiği kitabın, basılmasına rağmen  Almanya’da dağıtılmasına bizzat Britanya Yüksek Komiseri’nin engel olmasınadır. Şöyle:

“Ancak bu çevirinin tekrar tekrar Almanya yoluna girebilmesi biraz daha süre almak durumundaydı. Gerçi savaş sonunda İngiltere’da Almanca olarak da basılmıştı, ancak 1946’da roman Avrupa’nın her yerinde ortalığı karıştırır, büyük ilgi görürken, işgal Almanya’sında bulunan Britanya Yüksek Komiseri, kitabın dağıtımına, İkinci Dünya Savaşı’nın dört galibinden biri olan ve hâlâ Batılı güçlerle ittifak halinde bulunan Sovyetler Birliği’ni provoke etmemek için karşı çıkmıştı.”

Michael Scammell’e göre, romanın kahramanı Rubaschow, Dostoyevski’nin “Suç ve Ceza”sındaki Raskolnikov’a karşılık gelmekteydi ve Rubaschow, Koestler’in “alter ego”suydu. 

ALMAN ARAŞTIRMACININ BULGULARI

Kitabın ilk kaleme alınmış haliyle gün yüzüne çıkmasını sağlayan Alman araştırmacı Matthias Weßel de bu ilginç serüveni kendi gözüyle özetliyor. Yeni baskının “Sonsöz”ünü kaleme alan Weßel, kayıp elyazmasına nasıl ulaştığını anlatıyor. İlk dosyanın bulunmasıyla, gerek Koestler gerekse romanı hakkındaki birçok bilginin güncellenmesi gerekeceğini savunan Weßel, o dönemin önde gelen İsviçreli yayıncılarından Emil Oprecht’in arşivindeki elyazmasına nasıl tesadüf ettiğinin dökümünü veriyor.

Weßel için “Gün Ortasında Karanlık” ile “Rubaschow” dosyası arasında ilginç sapmalar söz konusudur. Alman araştırmacı da Koestler’in bu romanı kaleme alma gerekçesini, motivasyonunu, 1930’ların ikinci yarısındaki Moskova Mahkemelerine bağlıyor. Koestler, romanın psikolojik arka planına özel bir önem veriyordu. Önde gelen Bolşevik önderlerin, parti elitinin kendilerine yöneltilen ihanet suçlamalarını kabullenmesi ve itiraflarda bulunması, Koestler’in yanıt aradığı sorulardan biriydi. Weßel de, romanın bu mahkemelerin kurbanlarına adandığı düşüncesindedir.

Weßel, hapishane sahnelerinin arkasında Eva Striker ve kocası Alexander Weißberg’in bulunduğuna da dikkat çekiyor. Striker 1938 yazı sonlarında Londra’da Koestler ile buluşmuş ve bir buçuk yıl tutuklu kaldığı SSCB’deki durumu, yaşadıklarını anlatmıştı. Eva Striker’in bu anılarının romandaki sorgu sahnelerine temel olduğu biliniyor.

Ancak Alman yazınbilimcinin, kayıp Almanca elyazmasıyla ilgili çelişkili ifadeler ve yazışmaları da irdelediği “Sonsöz”ünde, Koestler’in bu kayıp orijinal metin efsanesinin sürmesinde yarar bulduğu iması da dikkat çekiyor. Romancının özel yazışmalarına işaret eden Weßel’e göre, Koestler, muhtemelen orijinal metni tamamen kaybetmemişti. Ancak yine de yeni kaynaklar ortaya çıkmadıkça, Koestler’in bu ilk orjinal metni tamamen yitirip yitirmediğini veya kayıp orijinal metin mitosunun sürdürülmesinden yana olup olmadığını açıklığa kavuşturmak mümkün değil.

Birçok kaynakta, bu antikomünist romancının, sadece kendini düşünen, tamamen kendisine kapanmış, fakat çok yetenekli olduğunu vurgulayan bulgular var. Gershom Scholem’in örneğin, Walter Benjamin’le de tanışan ve hatta aynı evde kalan Arthur Koestler’i anlatan günlüklerinde yer alan olumsuz cümlelerin, haksız olduğuna dair bir tepkiye işaret edilmiyor.

HALKWEB – FRANKFURT

Gün Ortasında Karanlık, Rubaschow, Alman, roman

FOTO: commons.wikimedia.org / Fekist / CC BY-SA 4.0

Popüler Haberler

500 bin için başvurdular, Stuttgart “5 bin kişi” dedi: Kim bu “korona yasağı“ karşıtları?

Almanya’da mart ayından bu yana süren ve gittikçe büyüyen korona protestoları adeta tsunamiye dönüştü. Stuttgart’ta cumartesi günü 500 bin kişi sokağa çıkmaya hazırlanıyordu. Saatler kala Stuttgart Belediyesi salgın tedbirleri çerçevesinde  “500 bin değil 5 bin” dedi. Gösterinin organizatörleri dava açtı.

Almanya’nın Türkçe radyosu artık 20 yaşında bir genç

BERLİN  Fotoğraflar: Mesut HASTÜRK Artık 20 yaşında bir genç olarak bakılan ve 24 saat Türkçe yayın yapan Federal Almanya’nın en etkili radyosu Metropol FM, zorlu bir...

Maske yok, test yok: Almanya’da Türk inşaat işçileri koronaya yakalandı

Salgın döneminde “Stuttgart 21” şantiyelerinde çalışan ve Türkiye’den getirilen 6 inşaat işçisinin koronavirüse yakalandığı haberi Almanya’da ortalığı karıştırdı. Türk inşaat firması ERFA bünyesinde çalışan 6 Türk işçide koronovirüsü tespit edilirken, ikisi hastaneye kaldırıldı. 4’ü ise barınma yerlerinde iki hafta tutulacak.

Avukat İlke Çakar uyardı: “Türkiye’den emeklilikte zam öncesi son 2 gün“

Türk hukukçu ve sosyal güvenlik alanında uzman avukat İlke Çakar, Avrupalı Türklere seslenerek “Türkiye’den emeklilikte zam öncesi son 2 gün fırsatını değerlendirin” dedi.

Sosyal medyada bu karikatür dolaşıyor: “Atatürk ayakkabılı Erdoğan”

Almanya’da Twitter, WhatsApp ve Facebook gibi sosyal paylaşım sitelerinden, ayağına bol gelen Atatürk ayakkabıları ile aynaya bakan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan karikatürü dolaşıyor.

Tüm Haberler

Alman milliyetçilerin işçi sınıfından destek alma hesapları: Sağ popülistler sendika binasını işgal etti

Sağcı eylemcilerin Alman Sendikalar Birliği sendika işgali, yeni soru işaretlerine neden oldu. Polis binaya izinsiz giren 5 milliyetçi eylemciyi itfaiye ekiplerinin yardımı ile aşağıya indirdi ve gözaltına aldı.
dd

Avusturya fena karıştı: “Büyükelçi Ozan Ceyhun Hıristiyanları aşağıladı” iddiası

Avusturya Büyükelçisi Ozan Ceyhun'un AKP destekli Ramazan toplantısında Hıristiyan ve Avusturya değerlerini rencide edici ifadelere yer verdiği iddiası Viyana'ya bir bomba gibi düştü. Açıklama için Uyum Bakanlığına davet edilen “eski solcu” Ceyhun, “Yanlış anlaşıldım” derken, konuşmanın videosunda yer alan ifadelerin kuşkuya yer bırakmadığı ileri sürüldü. 
dd

“Merkel farkı”: Almanya’nın koronavirüsle mücadelesinde kadınca yaklaşım etkili olmuş

Federal Almanya, uluslararası değerlendirmelere göre, koronavirüsle mücadelede başarılı ülkeler arasında yer alıyor. Berlin eyalet milletvekili Emine Demirbüken-Wegner bu başarının “bir kadın farkı” olarak görülmesini önerdi.
dd

AB’nin geleceği: İngilizlere göre Avrupa yeniden nasıl şekilleniyor?

Pandeminin, Avrupa Birliği’ni çözülmeye götürebileceğine dair bir  analiz İngiliz The Guardian gazetesinde yayınlandı. Çözülmenin  birden fazla adımdan oluşacağına dikkat çekilen değerlendirmede, Avrupa Birliği’nin yıkıcı darbeler alacağı belirtiliyor.  
dd

Stuttgart Başkonsolosu Öner: “Gençlerimiz 19 Mayıs ruhuyla her iki topluma da yarar sağlayacak”

Esslingen Nürtingen ve Çevresi Türk Okul Aile Birlikleri Derneği (Toab Ess/Nür) “19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı” kutlamaları çerçevesinde dijital şölene damgasını vurdu.
dd

Almanya’nın dört bir köşesinde Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni okudular

Almanya’daki Türkiye kökenli gençler ülkenin dört bir yanında çektikleri videolarla özel bir 19 Mayıs kutlaması gerçekleştirdiler.
dd

Kabare ustası Muhsin Omurca: “Korona çağının ‘en komiği’ sağ popülistler”

Muhsin Omurca korona yasağı karşıtlarına  seslendi: “Koronanın ‘en komiği’ sağ popülistler ve komplo teoriciler. Ne kadar komik olduklarını bilseler bu işten iyi para kazanırlardı”
dd

Stuttgart korona gösterilerinin kalesine dönüştü: Polis ceza yağdırdı

Almanya'da kentlerde düzenlenen korona önlemlerini protesto gösterileri bir kez daha sağ popülistlerin ve komplo teoricilerin şovuna dönüştü. Haftalardır korona yasağı karşıtlarının eylemlerine sahne olan Stuttgart adeta salgın gösterilerinin kalesi durumunda. Polis kurallara uymayan eylemcilere ceza yağdırdı.
dd