Siyaset Almanya’nın Belit Onay sınavı: “Göçmen kökenli başkan” mı, “Belit Başkan” mı?

Almanya’nın Belit Onay sınavı: “Göçmen kökenli başkan” mı, “Belit Başkan” mı?

Işın Toymaz yazdı...

Belit Onay, Goslar doğumlu. Çifte vatandaş ve 38 yaşında. Ailesi 70’li yıllarda İstanbul’dan Almanya’ya misafir işçi statüsünde gelmiş ve gastronomi alanında çalışmış.

Leibnitz Üniversitesi’ndeki hukuk öğrenimi dolayısıyla 19 yıl önce Hannover kentine yerleşmiş. Genç ailesinin evinin neonaziler tarafından kundaklanması sonucu aileden beş kişinin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan Solingen faciasından etkilendiği için Birlik ’90 / Yeşiller partisinden politikaya atılmış. Dört yıl belediye encümenliği yapmış.
2013 yılından bu yana da Aşağı Saksonya Eyalet Meclisi Milletvekili olarak görevini sürdürüyor. Aynı zamanda İçişleri Politikaları, Göç ve Sığınmacı, Spor, Yerel Politikalar Sözcüsü.

Bir çocuk babası olan Belit Onay başkanlık yarışını kazandığını öğrendiği anlarda gerçekleştirdiği teşekkür konuşmasında bir cumhuriyet resepsiyonunda tanıştığı, ekonomi öğrenimi gören eşi Derya Onay Akbay’a Türkçe olarak “Sen benim her şeyimsin” diye seslendi.

Hem sinagoglarda hem de camilerdeki etkinliklerde boy gösteren aynı zamanda LGBT bireylerin eylemlerine de destek veren Belit Onay, açık dünya görüşü, çağdaş kimliği, muhafazakâr çevrelere saygılı tutumu, uzlaşmacı dili ile biliniyor.
Her kesimin desteğini alarak Hannover’deki seçimlerde yüzde 52,9 oy oranıyla 10 Kasım 2019 tarihindeki başkanlık yarışını kazanan Onay böylece büyükşehir belediyeciliğinde yeni bir devir açtı, en azından Hannover’de 73 yıllık Almanya Sosyal Demokrat Parti (SPD) devrini sona erdirmiş oldu.

22 KASIM’DA GÖREVE BAŞLAYACAK

Belit Onay Almanya’dan olduğu kadar Türkiye’den de tebrik aldı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer örneğin Belit Onay’ı ilk kutlayanlar arasındaydı.
22 Kasım’da göreve başlayacak.
Belit Onay’ın seçim zaferi ile Almanya da göçmen kökenlilere yönelik bakış açısı konusunda bir sınav vermiş oldu.
Federal Alman Meclisi’nde ya da eyalet parlamentolarında uzun yıllardan bu yana neredeyse siyasi yelpazenin hemen her renginden Türkiye kökenli milletvekili görmeye alışan toplum söz konusu seçim sonuçları ile ilk kez yerel siyasette, büyükşehir düzeyinde “göçmen kökenli” bir başkanla tanışmış oldu.

“BİZ HANNOVER’İZ” VURGUSU

Seçildikten sonra internet sayfasında Belit Onay teşekkür yazısında “biz” vurgusu yaptı:
“…Herkesin Büyükşehir Belediye Başkanı olmak istiyorum.Önümüzdeki 7 yıl boyunca birlikte olacağımız için çok seviniyorum. Ve Kurt Schwitters’e atıfta bulunmak istiyorum: Belediye binası hepimizindir. Biz Hannover’iz!”

Belit Onay’ın başkanlığı ve yerel siyasette Türkiye kökenli belediye başkanlarının sayısındaki artış, uyum, hoşgörü ve dostluk adına umut verici elbette. “Türkiye kökenli olmasından dolayı gururlanma” işlerini ise gerilerde bırakmak gerekiyor. Çünkü bu gibi kilit noktalarda etnik köken değil “işi aynasıdır kişinin”.

Yeri gelmişken şu parantezi de açmak gerekiyor: Baden Württemberg Eyalet Meclisi Başkanı Muhterem Aras ve Alman iç istihbarat birimi Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın Başkan Yardımcısı Sinan Selen de Almanya’daki çok önemli ilkler arasında yer tutuyor.
Yine de soralım: “Belit Onay’ın Büyükşehir Belediye Başkanı olması göçmen kökenlilerin ‘göz hizasında’ muhatap alındığını mı gösteriyor?”
Ve hatta, Alman siyasetinin ve Alman halkının “yabancı tedirginliğini” gerilerde bıraktığını ve kilit noktalarda Türkiye kökenlilere rahatlıkla teslim olmayı kabullenişini mi ortaya koyuyor?

Bu sorulara yanıt vermek için henüz çok erken.

25 BİN KİŞİLİK ÖLÜM LİSTESİNDE KİMLER VAR?

Ama yanıt ararken göz önünde tutmak zorunda olduğumuz, huzur kaçıran bazı şeyler var.

Kurumsal ırkçılık ve ırkçı terör.

Şu ürkütücü liste örneğin: Almanya’da 25 bin aşırı sağ karşıtının ve sol aktivistin isimlerinin yer aldığı Nazilerin “Ölüm Listesi”. Almanya genelinde aşırı sağ karşıtlarının, mülteci dostu ve göçü savunan politikaları destekleyenlerin, sokaktaki sade vatandaşın, siyasetçilerin yanı sıra sol aktivistlerin yer aldığı ölüm listesi ile ülke çapında siyasi cinayetler planlanıyor. Söz konusu cinayetleri planlayan aşırı sağcı grup “Nordkreuz” (Kuzey Haçı), ırkçı şiddetin dizginlenmesi neredeyse imkânsız görünen boyutlarını somut bir şekilde ortaya koyuyor,
“Nedir bu Nordkreuz?” diyorsanız, bu, içinde eski askerler, polisler, hukukçuların da yer aldığı radikal sağcı bir grup. Üstelik bu ırkçı terör örgütünün kendisine bağlı “Südkreuz” ve “Westkreuz” kollarının olduğu da biliniyor.

X GÜNÜ KORKU SAÇMAYA DEVAM EDİYOR

Nordkreuz’dan da hemen önce ortaya çıkan ırkçı terör örgütlerinin yüzlerce ceset torbası ve cesetlerin hızla yok olmasını sağlayan kireç siparişiyle ilgili haberler var örneğin.
Irkçıların sık sık söz ettiği “X Günü” için Almanya’da büyük bir kaos hazırlığı endişesi halka korku saçmaya devam ediyor.

NSU DAVASI VE IRKÇI CİNAYETLER HALEN AYDINLATILMADI

Gerçekte, Alman kamuoyu ve göçmenler, çok daha önce ırkçı terör hücresi NSU’nun 100 kişilik ölüm listesi ile derin sarsıntı yaşamıştı. Neonazi yeraltı örgütü NSU üyeleri Beate Zschäpe, Uwe Böhnhardt ve Uwe Mundlos 2000-2011 yılları arasında ellerini kollarını sallaya sallaya ırkçı cinayetler işlemiş, 8’i Türk 10 kişiyi öldürmüş, iki bombalı saldırı ve 15 soygun düzenlemişti. Bu katliamlara “dönerci cinayetleri” adı dahi takıldı, hatta “Türkler arasında mafya hesaplaşması” yakıştırması falan yapıldı.
Münih Eyalet Mahkemesi’nde görülen Almanya tarihinin en kritik davasında örgütün hayattaki tek sanığı Beate Zschäpe, ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Terör hücresine destek veren diğer zanlıları ise başsavcılığın talep ettiğinden daha az cezalara çarptırması kamuoyunda büyük tepkiyle karşılandı.
Dava NSU’nun işlediği ırkçı cinayetlerde istihbarat ve emniyet birimlerinin bağlantılarına yönelik şüpheleri gidermeden tüm soru işaretleriyle birlikte kapandı gitti. Nedense sonra itiraf gibi açıklamalar art arda gelmeye başladı: Thüringen Eyalet Meclisi’nde kurulan ikinci NSU Cinayetlerini Araştırma Komisyonu, Eyalet Meclisi Başkanı Birgit Diezel’e teslim ettiği raporunda, “NSU tarafından işlenen 10 cinayet engellenebilirdi” saptamasına yer verdi.

TÜRK ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN ŞÜPHELİ ÖLÜMLERİ

Son dönemde ise Almanya’da Türk üniversite öğrencilerinin şüpheli ölümlerini kaygıyla izliyoruz.
Almanya’da eğitim gören 24 yaşındaki iki Türk genci, 2,5 ay arayla şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. 16 Temmuz’da Potsdam’da Dursun Karadavut, 5 Ekim’de ise Nürnberg’de Mert Çokluk esrarengiz bir şekilde öldü. Her iki gencin de intihar ettiği iddia edildi. Karadavut ve Çokluk aileleri, Almanya’da eğitim gören, başarılı Türk gençlerini hedef alan bir oluşumdan şüpheleniyor. Basında yer alan iddiaya göre  ‘Alman makamlarının olayın üstünü örtmeye çalıştığını savunan aileler, Türk yetkililerden oğullarının ölümünün aydınlatılmasını’ istiyor.

ONAY’IN ETNİK KÖKENİ VE SOSYAL MEDYA

Tekrar en başa dönersek…
Belit Onay’ın Almanya’da Hannover’in başına geçmesi ile birlikte göç tartışmaları alevlenmiş oldu, tırmanan ırkçılıkla ilgili endişeler yeniden dile getirilmeye başlandı.
Çiçeği burnunda başkanın kökeni, nereden geldiği, dini, ailesi sağ popülistler tarafından didik didik ediliyor, sayısız ırkçı hakaret ve tehdit yağıyor. Sosyal medyada, kökeni alay konusu oldu bile.

BAŞKAN DAHİ OLSANIZ GÖÇMENSİNİZ!

Bir kez daha üzülerek görüyoruz ki, göçmen kökenlilerin işi Almanya’da hâlâ çok zor.
“Almanya’da doğup büyüseniz de, Alman vatandaşlığına geçseniz de, dört kuşaktır bu ülkede yaşasanız ve başkan dahi olsanız, bir kere göçmenseniz her zaman göçmensiniz” kanısı güçlendi.
Belit Onay’ın başkan seçilmesinin ardından ortaya çıkan tartışmalar ve tehditler Türk ve Alman toplumunun onlarca yıllık ortak geçmişe rağmen hâlâ birbirine dokunmadan yaşadığını ortaya koyuyor.

PARALEL TOPLUM ÇIKMAZI

Katılımcı bakış açısının yerleşmesi, karşılıklı hoşgörünün işlemesi ve gerçek dostluğun kurulması için anlaşılan bir 60 yıla daha ihtiyacımız var. “Belit Başkan” büyük bir olasılıkla her iki toplumun da kendisinden yüksek beklentiler içinde olduğunun farkında; teşekkür metni umut verici…
Eğer Onay, ilan ettiği gibi, hedefe insanı koyup tüm Hannoverlilerin “Başkanı” olursa, biz kazanırız, Almanya kazanır.

IŞIN TOYMAZ – STUTTGART

FOTO: belit-onay.de

Popüler Haberler

Dost-Der kongre sürecini başlattı:“Emekçilerin evine misafir olalım”

Türkiye kökenli işçilerin Almanya’ya göçü neredeyse 60 yıla ulaştı. İşçilerin buralara gelişinden kısa bir süre sonra dernekleşmeler de başladı. Bu yıllarda dernekler tam anlamıyla işçi dernekleri durumundaydı. Daha sonraki yıllarda ise çeşitlilik kazandı.

Linç kültürü: Can Dündar ve Barbaros Şansal tartışıyor

Özgürüz Radyo kültür etkinlikleri kapsamında 10 Aralık’ta Berlin'de “Tan Gazetesi Baskını” belgeseli ardından Can Dündar ve Barbaros Şansal “linç kültürü” üzerine tartışacak.

Müzisyen Suavi Almanya’dan uyardı: “Alevileri tuzağa düşüremezsiniz!”

Tanınmış sanatçı Suavi, Almanya'daki konseri sonrasında Alevilere yönelik yeni oyunlar hakkında değerlendirmelerde bulundu. 

Kendisi Viyanalı, ailesi Polonyalı ve Çek: Genç bir kadının saz tutkusu

Son birkaç yıldır sazı ve sözüyle sosyal medyada tam bir fenomene dönüşen genç sanatçı Petra Nachtmanova, büyük tutkusu “Saz” için bir belgesel hazırladı. İstanbul ve Berlin'de art arda galası yapılan filmin ve sazın anlamını Nachtmanova, Özlem Coşkun ve Ali Yıldırım'a anlattı.

CHP Almanya’dan ARD’ye sert tepki: “Haberi düzeltin!”

Alman devlet televizyonu ARD’de 1 Aralık 2019 gecesi yayına giren “Dersim katliamı” haberine ve Atatürk-Hitler işbirliği iddialarına, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Almanya örgütlenmelerinden sert tepki geldi.

Tüm Haberler

“Bedel” iddiasına tokat gibi yanıt: DİTİB’e milyonlarca avroluk “Alman yardımı”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya’daki Aleviler için “Ali’siz Alevilik” söylemlerine ve Alman devletinin finanse ettiği yönündeki imasına yönelik tepkiler dinmiyor.
dd

Etkili mesaj: Yabancıya ev vermeyen Alman’a para cezası

Almanya’nın Augsburg kentinde bir mahkeme, dairesini yabancı uyruklulara kiralamak istemeyen ev sahibini bin avro tutarında bir para cezasına çarptırdı.
dd

Dünyada en kaliteli yaşam Norveç’te

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın açıkladığı İnsani Gelişmişlik Endeksi’nde Norveç yine birinci oldu. Türkiye ise "çok yüksek" yaşam kalitesine sahip olunan 62 ülke arasında 59’uncu sırada.
dd

Dost-Der kongre sürecini başlattı:“Emekçilerin evine misafir olalım”

Türkiye kökenli işçilerin Almanya’ya göçü neredeyse 60 yıla ulaştı. İşçilerin buralara gelişinden kısa bir süre sonra dernekleşmeler de başladı. Bu yıllarda dernekler tam anlamıyla işçi dernekleri durumundaydı. Daha sonraki yıllarda ise çeşitlilik kazandı.
dd

TarkaCup’a yıldız yağacak

İnterkültürel spor etkinliği TarkaCup’ın 16 Şubat 2020 tarihindeki 20. yıldönümü için düzenlenen dev kutlamasına yıldız yağacak. Efsane futbolcular, sinema yıldızları, spor haberlerinin usta isimleri, müzik ve dizi dünyasının star isimleri 4 bin kişilik EWS Arena’daki mega program için Göpppingen’e gelecek.
dd

Yeşil milletvekili Cemal Bozoğlu: “Irkçılar durumu daha da zorlaştırıyor”

Almanya’da 49 yaşındaki bir itfaiyecinin öldürülmesi göçmen tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Irkçılar olayı sosyal medyaya taşıyarak nefret kusarken, Yeşiller milletvekili Cemal Bozoğlu radikal sağcıların her olayı fırsata çevirme hırsına dikkat çekti.
dd

AABF Genel Sekreter Yardımcısı Kurtyiğit: “Alevileri tarif etmek Erdoğan’a düşmez”

Almanya'daki Alevi hareketinin önemli hukuki kazanımları olduğuna dikkat çeken Gülay Kurtyiğit, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı, Alevilikle ilgili sözlerini yorumlarken, “Bizler Almanya’da inanç özgürlüğümüzü ve bu alandaki haklarımızı kullanıyoruz” diye hatırlattı.
dd

Müzisyen Suavi Almanya’dan uyardı: “Alevileri tuzağa düşüremezsiniz!”

Tanınmış sanatçı Suavi, Almanya'daki konseri sonrasında Alevilere yönelik yeni oyunlar hakkında değerlendirmelerde bulundu. 
dd

Sığınmacıların sınır dışı edilmesini protesto ettiler

Gazeteler neredeyse her gün açlık, baskı, tehdit, işkence ve savaş nedeniyle bin bir zorluğu aşarak bir umut peşine düşenlerin ölüm haberlerini veriyor. Almanya'da bu tabloya yönelik protesto gösterileri de giderek artıyor.
dd