Siyaset Almanya'da Murat Cem olayı: Misafir işçi çocuğu nasıl muhbir oldu?

Almanya’da Murat Cem olayı: Misafir işçi çocuğu nasıl muhbir oldu?

Işın Toymaz yazdı...

İslamcı terörist avcısından inanılmaz açıklamalar. Alman suç tarihinin en önemli muhbiri olarak gösterilen Murat Cem her şeyi Der Spiegel’e itiraf etti.

Türkiye kökenli muhbir, Der Spiegel’e 2019 yılının mart ayında bir e-posta göndererek röportaj vermek istediğini söylemiş. Bunun üzerine derginin redaktörleri Jörg Diehl, Roman Lehberger ve Fidelius Schmid aylarca Murat Cem’in kiralık evinde, otellerde, restoranlarda bir araya gelmiş.

Anlattıklarını teyit etmek için on binlerce sayfayı inceleyen Alman gazeteciler, savcılarla, polislerle, suçlularla ve arkadaşları ile buluşmuş, olay yerlerine gitmiş.

“EN YETENEKLİ, EN İYİ, EN ÖNEMLİ MUHBİR”

Spiegel redaktörlerine göre Alman güvenlik birimlerindeki görevli memurlar Cem hakkında izlenimlerini şöyle aktarıyorlar: “Alman suç tarihinin en yetenekli, en iyi ve en önemli muhbiri”, “Federal Almanya böyle başarılı bir muhbir görmedi”.

Tüm bu araştırmaların, görüşmelerin ve röportajların ardından ise filmlere konu olabilecek cinsten belge niteliğinde bir kitap ortaya çıkıyor: “Undercover: Bir Muhbirin İtirafları”

“Undercover: Bir muhbirin itirafları” adlı kitap 11 Mayıs’ta okur ile buluşacak. Alman özel kanalı RTL’de yayınlanan Spiegel TV adlı programda ise “Terörist avcısı. Almanya’nın en önemli muhbiri itiraf ediyor” başlığıyla belgesel Pazartesi akşamı saat 23:25’de beyaz cama yansıyacak

TERÖRİST ANİS AMRİ’NİN EN YAKININDAKİ İSİM

Evet Murat Cem Almanya kriminal tarihinin en önemli polis muhbiri olarak karşımız çıkıyor.

“vp01 Murat Cem” kod adıyla biliniyor. VP “Güvenilir Kişi” anlamına gelen Almanca “Vertrauensperson” sözcüğünün kısaltması. Cem, tam 20 yıl boyunca sayısız teröristi, silah kaçakçısını, katili, dolandırıcıyı, ağır suçluyu demir parmaklıkların ardına taşıyanlardan biri.

Almanya’nın başkenti Berlin’de 2016 Noel’inde meydana gelen ve 11 kişinin katledildiği İslamcı terör saldırısının failinin en yakınında duran isim yine Murat Cem. İtiraflarında, Breitscheidplatz meydanındaki kanlı saldırıyı gerçekleştiren terörist Anis Amri’nin ne derece tehlikeli olduğu konusunda polisi 2015 yılında tekrar tekrar uyardığını söylüyor.

IŞİD’İN ALMANYA’DAKİ BİR NUMARASI ABU WALAA

Yine Der Spiegel’e göre aynı yıl yani 2015 sonbaharında polis, Murat Cem’i “İslam Devleti”nin (IŞİD) Almanya’daki “bir numarası” sayılan, nefret söylemleri ile tanınan vaiz Abu Walaa çevresindeki İslamcı hücreye gizlice sokuyor.

OSAMA BİN LADEN’İN ESKİ KORUMASI SAMİ A.

Ayrıca Cem’i, uzun süre Almanya’da yaşayan ve 2018’de ise sınır dışı edilen Usame Bin Ladin’in eski koruması Sami A.’nın peşine de takıyor. Cem, 2016 ilkbaharında ise Essen’deki Sih tapınağına bombalı saldırı gerçekleştiren failler hakkında bilgi topluyor. Ve çeşitli terör davalarında suçlamalara temel oluşturan bilgiler sağlıyor. Der Spiegel’in özel dosyasından bir İslamcı teröristin Essen’deki AVM saldırısını bile engellediğini öğreniyoruz.

İSTİHBARAT-MUHBİR-POLİS ÜÇGENİ

Anis Amri’nin saldırısının ardından milletvekilleri, gazeteciler onun peşine düşüyor. Düşmanları da tabii. Ancak terörist avcısı Murat Cem herkes için bugüne dek bir hayalet olarak kalmaya başarıyor. Murat Cem kod isimli Türkiye kökenli muhbir uzun yıllardan bu yana sahte isim altında, gizlilik içinde bir yaşam sürüyor.

Cem’in bu sıra dışı hikayesi aynı zamanda istihbarat örgütlerinin çalışmalarına bir bakış atmamıza da fırsat sunuyor. İstihbaratın muhbirlerle tehlikeli ve hassas işbirliğine dikkat çekiyor.

Muhbir kimdir peki? Derginin tanımı şöyle: Devlet tarafından gizlice işe alınan, genellikle kötü taraftan iyi tarafa geçiş yapan suçlular. İstihbarat, emniyet güçleri, muhbir üçgenindeki zafiyetin ise uzun yıllardan bu yana Almanya’nın başına bela olduğu ise bir sır değil. Redaktörler Jörg Diehl, Roman Lehberger ve Fidelius Schmid, ırkçı parti NPD’nin kapatılamamasının ardındaki başarısızlığın yine muhbirlerle ilgili olduğunu bir kez daha gündeme taşıyorlar. NPD’de o dönemde sayısız muhbir olduğunu anımsatıp, anayasaya aykırı eylemleri gerçek partililerin mi yoksa muhbirlerin mi gerçekleştirdiğinin bir türlü ayırt edilemediğini söylüyorlar.

Spiegel’in dosyasından öğrendiğimize göre muhbirlerle ilgili sorularına ise Kuzey Ren Vestfalya (NRW) Eyaleti Emniyet Teşkilatı da yanıt vermiyor. Bunun yerine muhbir operasyonlarının “gizliliğine” ve genel olarak muhbirlerin cezai takibatta “yasal araçlar” olduğuna işaret etmekle yetiniyor.

SAYISIZ MUHBİR VE CİNAYETLER

Almanya tarihinde II. Dünya Savaşı’ndan sonra en büyük ırkçı terör faaliyeti olarak tanımlanan NSU terör örgütü davası boyunca, olaylar esnasında cirit atan muhbirler de o dönemde bir türlü gündemden düşmüyor. Ülkede yıllar boyunca 8’i Türk 10 kişiyi katleden ırkçı terör hücresi Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) çevresinde sayısız muhbir olmasına karşılık 10 kişinin öldürülmesine engel olunamıyor.

HER YOL MUBAH MI?

Murat Cem olayı ise Der Spiegel redaktörlerinin de belirttiği gibi “Polisin hedeflerine uygun olması durumunda sınırlarını ne kadar esnetebildiğini ortaya koyuyor. Sistemde bilinçli olarak kabul gören zayıflıkların varlığını ve hedefe ulaşmak için he yolun mubah olduğunu da gösteriyor.”

Nitekim, konuyla ilgili özel dosyada yer alan habere göre Köln ceza hukukçusu Nikolaos Gazeas, bugüne kadar, muhbirlere yönelik herhangi bir cezai yaptırım bulunmadığına işaret ediyor. Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti İçişleri Bakanı Herbert Reul ise konuyla ilgili bazı düzeltmeler gerektiğini söylese de polisin tam ve özgür olarak harekete geçebilmesinin önem taşıdığına vurgu yapıyor.

‘YA SUÇLULARI AVLIYORUM YA DA SUÇ İŞLİYORUM’

Der Spiegel’de yer alan dosyanın ayrıntılarına dönersek: “Cem 90’lı yılların sonunda polisin adamı olmuş. O dönemde zaten bir ayağı hapiste olan Cem için muhbirlik kurtuluş yolu olmuş. O da dolayısıyla polis için bir araç. Misafir işçi ailesinin oğlu olan Murat Cem NRW eyaletinde “Uzun Bıçaklar Vadisi” olarak da tanınan sorunlu bir mahallede büyümüş. Orada dört odalı bir apartman dairesinde on bir kişi yaşıyorlarmış. Babası erken yaşta ölmüş. Cem Realschule’den (orta dereceli okul) mezun olduktan sonra elektrik montajcılığı üzerine meslek eğitimi almış. Sonra suç işlemeye başlamış: Ehliyetsiz araç kullanma, uyuşturucu ticareti, hakaret, tehdit ve adam yaralama ile sabıka dosyası hızla kabarmış. On iki kez hapse mahkûm edilmiş. Cezaları ertelenmiş. En son hırsızlıktan ceza almış. Sonrası malum.

“Ya suçluları avlıyorum ya da suç işliyorum” diyen Murat Cem’in, dosyayı okuyunca durumunun da farkında olduğu ortaya çıkıyor: “Suçlular ve deliler dışında kim muhbir olmak ister ki?” diyor örneğin.

DR. YAŞAR AYDIN: “ALMANYA’DA KÖKLÜ DEĞİŞİMİ YAPACAK SİYASAL OTORİTE YOK”

Siyaset ve sosyal bilimci Dr. Yaşar Aydın Almanya’da yükselen ırkçılık ve istihbarat birimlerindeki zafiyete işaret ederek sistemde köklü bir değişikliğe ihtiyaç olduğunu belirtiyor.

Araştırmalarını Hamburg Protestan Sosyal Bilimler Yüksek Okulu bünyesinde sürdüren Öğretim Görevlisi Dr. Yaşar Aydın HALKWEB’e yaptığı açıklamada Murat Cem olayı ile sadece muhbirlikle ilgili acil düzenlemelere değil aynı zamanda kapalı sistemin yol açtığı felakete de dikkat çekiyor. İstanbul’daki Türk-Alman Üniversitesi’nde misafir öğretim görevlisi olarak derslere giren Dr. Yaşar Aydın aksayan yanları şöyle dile getiriyor:

Siyaset ve sosyal bilimci Dr. Yaşar Aydın Almanya’da yükselen ırkçılık ve istihbarat birimlerindeki zafiyete işaret ederek sistemde köklü bir değişikliğe ihtiyaç olduğunu belirtiyor

“NSU cinayetlerinde ve diğer birçok şiddet ve terör olayında da gördük sorunun üzerine gidilmediğini. Ayrıca sistem şeffaf değil. Alman devletinde bazı illegal aşırı sağcı yapıların olduğuna ve bunların emir komuta zincirinin dışına çıktıklarına dair birçok emare var. Alman ordusundan bir subay bir aşırı sağcıyı üstlerine bildiriyor. Ancak bu kişiye herhangi bir işlem yapılmıyor, aşırı sağcı ilişki ve eylemlere karışan kişiyi üstlerine bildiren, yani görevini yapan subay ise görevinden alınıyor. NSU cinayetlerinin dosyasını 120 yıl kapattılar örneğin. Sorun bazı mekanizmaların bilinçli olarak devre dışı bırakılmasından kaynaklanıyor adeta. Bütün bunlardan benim çıkardığım sonuç: Alman güvenlik sistemi yeniden yapılandırılmalı. Daha çok Soğuk Savaş döneminde kurgulanmış ve asli görevi aşırı sola ve Sovyetler Birliği etkisine karşı sistemi korumak olan güvenlik aygıtı ve mekanizmaları artık günümüzde işlevsiz kalıyor. Soğuk Savaş bitti. İki, artık bambaşka bir toplumsal yapı, farklı ilişki ağları ve çatışma ve gerilim noktaları mevcut toplum içerisinde. Bundan dolayı köklü dönüşüm olması gerekiyor – hem sistemik hem de mantalite olarak. Muhbirleri kim neye göre seçiyor? Bunların üzerindeki parlamenter denetim ne kadar etkin işliyor? Bu ve benzeri konular üzerinde durmak gerekiyor.”

“KENDİ AJANDALARINI HAREKETE GEÇİRİYORLAR”

“Ancak, Almanya’da bu köklü değişimi yapacak bir siyasal otorite yok. İktidar partileri bunu yapamıyor. Bazı odakların üzerine gitmeye çekiniyor adeta. Hanau cinayetinin de üzeri örtülecek gibi görünüyor. Bütün bu son dönemlerde yaşadığımız şiddet olayları ve bunların fail ve şüphelilerinin bazılarının da polis ve istihbarat birimleri ile olan ilintileri bize güvenlik birimlerinde ciddi bir zafiyetin olduğunu gösteriyor. Alman ordusunda aşırı sağ örgütlenmelerin olduğu biliniyor. Bu tür aşırı sağcı devlet görevlileri Almanya’da her dönem vardı, ancak günümüzdeki kadar tehlikeli boyutta değildi aşırı sağ örgütlenmeler. Neden? Çünkü hem dünya siyasetinde hem de içeride tabiri caizse kartların yeniden karıldığı bir geçiş dönemindeyiz. Bu da bazılarını cesaretlendiriyor. Bunlar kendi ajandalarını gerçekleştirebilecekleri bir dönemin içinde olduklarını görüp harekete geçiyorlar. İktidarın bazı konularda pasif kalması da – örneğin mülteci meselesinde – bu tür yapılanmaları cesaretlendiriyor ki saldırılar art arda geliyor. Camilere, sinagoglara saldırıyorlar. Ayrıca sadece zafiyetten de söz etmek doğru değil. Güvenlik birimleri içinde bilinçli bir göz yumma ile de karşı karşıyayız.”

MURAT CEM TRAJEDİSİ

Dr. Yaşar Aydın’ın değerlendirmesi böyle.

Polis, Anis Amri’nin Berlin’deki İslamcı terör saldırısından sonra vakanın “politize” olduğunu ileri sürerek Murat Cem ile işbirliğini sona erdirmiş. Eski muhbir, ülkenin en meşhur terörist avcısı bugün Almanya’da Hartz IV olarak adlandırılan sosyal yardım ile yokluk içinde yaşamını sürdürüyor.

Evet sabıkalı, çok sayıda suç işlemiş. Doğru.

Buna karşılık olası İslamcı terör saldırılarının faillerini yakalatarak sayısız yaşamın kurtarılmasında da direkt etkisi olmuş.

Sürekli öldürülme tehlikesi altında bulunan Murat Cem eşi ile birlikte “süreli oturum izni” ile sefalet içinde bir hayat sürüyor.

Murat Cem dosyası Almanya’nın göç ve uyum politikalarının başarısızlığını da gözler önüne sermesi açısından önem taşıyor.

Bir misafir işçi ailesinin oğlunun gettolarda geçen yaşamı, suça karışması ve en sonunda da devlet tarafından kullanılıp bir paçavra gibi bir kenara atılması.

Murat Cem’in tüm yaşamı tam bir trajedi.

Sorunun kökenini buralarda da aramak gerek.

O zaman soralım: Bir misafir işçi çocuğu nasıl muhbir oldu? Hem de en iyisinden, en önemlisinden, en yeteneklisinden…

Dr. Aydın şöyle yanıtlıyor: “Aslında bunda şaşılacak bir durum yok. Birçok göçmenin – ister Türk olsun ister başka etnik gruplardan – bir şekilde güvenlik ve istihbarat birimleri için çalıştığı ya da bu birimlere yardım ettiği bir sır değil. Bu iddia edilenin tam aksine entegrasyon sürecinin her şeye ve her olumsuzluğa rağmen ilerlediğini göstermektedir. Ve iddia edilenin aksine birçok göçmen Almanya ve Alman toplumu ile özdeşleştiğini ve devlete olan sadakatinin de bir hayli güçlü olduğunu gösteriyor. Ancak Murat Cem’in şu an içinde olduğu durum gösteriyor ki bazı devlet birimleri entegrasyonun önünde engel teşkil ediyor. Ve yine aynı soruna geliyoruz: Anlaşılan Berlin’deki terör olayı aydınlatılmak istenmemiş, bilakis birileri tarafından üzerinin örtülmesi için uğraşılmış.”

Her şey birbiriyle öyle bağlantılı ki, Yaşar Hoca’nın dediği gibi bu sistem artık işlemez.

Sistemde kökten değişiklik olmadıkça ne ırkçılıkla ne de uyum sorunu ile başa çıkmak mümkün olmayacaktır.

 

 

Popüler Haberler

Ürküten korona senaryolarının ardı arkası kesilmiyor: “Anarşi çıkabilir”

Şimdi de Alman İçişleri Bakanlığı’na ait korona virüsüyle ilgili çok gizli bir belge basına sızdı. Tam üç senaryo üzerinde durulan rapora göre kısmi sokağa çıkma yasakları ve kısıtlamaların uzaması ekonominin ağır darbe almasına, dolayısıyla anarşiye yol açabilir.

Almanya o raporu rafta mı unuttu? Salgında 7,5 milyon kişi ölebilir

Ortalıkta sayısız koronavirüs salgınıyla ilgili komplo teorisi ve senaryolar dolaşsa da, Almanya’nın bundan sekiz yıl önce hazırlattığı “Sivil Halkı Korumada Risk Analiz Raporu“ aslında hedefi en iyi tutturan senaryo olmuş. O rapor rafta unutulmuş olabilir mi? Almanya günümüzde yani 2020‘deki küresel salgınla ilgili şaşılacak derecede, bire bir benzeyen bir rapor hazırlamasına karşılık gereken tüm tedbirleri de beraberinde almış mı gerçekten?

Deniz bitti: AKP’nin gözü, yurtdışındaki Türklerin emekliliğinde

AKP hükümeti tarafından Meclis’e sunulan “Yeni Ekonomi Paketi” yurtdışı Türklerinin emeklilik hakları ile ilgili olumsuz düzenlemeleri de beraberinde getiriyor. Söz konusu paketle AKP, SSK borçlanmasının kaldırılmasını da teklif etti.

Müzisyen Suavi Almanya’dan uyardı: “Alevileri tuzağa düşüremezsiniz!”

Tanınmış sanatçı Suavi, Almanya'daki konseri sonrasında Alevilere yönelik yeni oyunlar hakkında değerlendirmelerde bulundu. 

Koşu proteziyle bir mitoloji kahramanı: Ali Laçin’in öyküsü

Uluslararası alanda da başarısıyla gündeme gelen engelli sporcumuz Ali Laçin, umut dolu bir resim çizdi. Laçin, “Engellerle karşılaşınca ayağa kalkmak ve zorluklara göğüs germek gerekiyor. Her şeyden önce ilk adımı atmak çok önemli” diye konuştu.

Tüm Haberler

Ürküten korona senaryolarının ardı arkası kesilmiyor: “Anarşi çıkabilir”

Şimdi de Alman İçişleri Bakanlığı’na ait korona virüsüyle ilgili çok gizli bir belge basına sızdı. Tam üç senaryo üzerinde durulan rapora göre kısmi sokağa çıkma yasakları ve kısıtlamaların uzaması ekonominin ağır darbe almasına, dolayısıyla anarşiye yol açabilir.
dd

25’inci yılda kötü şaka: Nürnberg Film Festivali ertelendi

Avrupa'da Türk sinemasıyla ilgili festivallerin en gelişkini olarak tanımlanan Nürnberg Film Festivali, “koronavirüs” salgını nedeniyle alınan önlemler çerçevesinde bu tarihsel etkinliği ertelemek zorunda kaldı.
dd

Almanya o raporu rafta mı unuttu? Salgında 7,5 milyon kişi ölebilir

Ortalıkta sayısız koronavirüs salgınıyla ilgili komplo teorisi ve senaryolar dolaşsa da, Almanya’nın bundan sekiz yıl önce hazırlattığı “Sivil Halkı Korumada Risk Analiz Raporu“ aslında hedefi en iyi tutturan senaryo olmuş. O rapor rafta unutulmuş olabilir mi? Almanya günümüzde yani 2020‘deki küresel salgınla ilgili şaşılacak derecede, bire bir benzeyen bir rapor hazırlamasına karşılık gereken tüm tedbirleri de beraberinde almış mı gerçekten?
dd

Sucuk üretiminde sular durulmuyor: İşyeri işçi temsilcisi işten atılmakla tehdit ediliyor

Merkezi Federal Almanya’nın Köln kentinde bulunan ülkenin en köklü Türk et ve sucuk üreticisi Egetürk’te işçilerin toplu iş sözleşmeleri için hak aramalarıyla başlayan gerginlik tırmanmaya devam ediyor.
dd

Yeni Vatan: Viyana’nın Türkçe gazetesinden “koronavirüs özel sayısı”

Bu yıl 20 yaşını geride bırakan Viyana'nın en etkili Türkçe yerel gazetesi Yeni Vatan, mart ayı sayısını “koronavirüs” ile mücadeleye ayırdı.
dd

Berlin’de Barışlar için eyleme Afrikalı ve Kanadalı gazeteciler de destek verdi

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) tutuklu ve gözaltındaki gazeteciler için Berlin’deki Brandenburger Kapısı önünde bir eylem düzenledi. Gazetecilerin eylemine Kanadalılar ve Afrikalı gazeteciler de destek verdi.
dd

Endişe: Sanatçılar Almanya’da TRT’nin “koronavirüs” önlemine takıldı

Çin’in Wuhan şehrinden dünyaya yayılan ölümcül koronavirüs önlemlerinden TRT sanatçıları da etkilendi.
dd

Serbest bırakılmaları için Berlin’de eylem yapacaklar

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) tutuklu ve gözaltındaki gazeteciler için Berlin’deki Brandenburger Tor alanında eylem düzenliyor.
dd

DİDF ve Sidar Çarman: “Kadın mücadelesi insanlık mücadelesidir”

Almanya’da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla çok sayıda etkinlik gerçekleştirildi. Stuttgart kentindeki mitingte Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) Stuttgart Teşkilatı adına konuşan sendikacı Sidar Çarman “Biz kadınların mücadelesi aslında bütün insanlığın mücadelesidir” dedi.
dd