Siyaset Almanya bir cinnete teslim: Siz 120 yıl neyi saklayacaksınız Tanrı aşkına?

Almanya bir cinnete teslim: Siz 120 yıl neyi saklayacaksınız Tanrı aşkına?

Işın Toymaz yazdı...

Bu soruyu hiç hem kendinize hem de devlete sordunuz mu?

Sizce 82 milyonluk Almanya’da kaç kişi bu soruyu yüksek sesle dile getirdi ve harekete geçti? Yazının sonunda merak edenler için rakama da yer verdim.

Ya neonaziler?

İşte onlar bizim gibi değil, hiç boş durmuyorlar. En son Hanau’da gördük ne kadar ileri gidebileceklerini.

Almanya’da ırkçılar yıllarca ellerini kollarını sallayarak 10 kişiyi öldürebiliyorlar örneğin. 15 soygun yapıyorlar. 3 bombalı saldırı gerçekleştiriyorlar. 43 cinayete teşebbüs ediyorlar.

Tam 11 yıl boyunca.

Sonra bu terör örgütünün iki üyesi birden intihar ediyor.

Biri yakalanıyor. Davanın baş sanığı neonazi Beate Zschäpe “Valla ben cinayetler işlendikten sonra haberdar oldum” falan diyor.

Almanya tarihinin en uzun süren davalarından birine dönüşen NSU davasında 430’dan fazla duruşma yapılıyor. Zschäpe ömür boyu hapis cezasına çarptırılıyor, yargılanan diğer 4 sanığa da çeşitli hapis cezaları veriliyor.

Tam 5 yıl süren ve Alman siyaset sahnesinde adeta deprem etkisi yaratan dava, Başbakan Angela Merkel’in NSU cinayetlerinin ve tüm bağlantılarının tamamen aydınlatılması temennisine rağmen “istihbarat, polis ve neonazi bağlantıları” hakkındaki soru işaretleriyle tarihe gömülüyor.

IRKÇI TERÖRLE UZLAŞMAK MI?

Yetmiyor, NSU dosyaları devlet tarafından 120 yıl kilit altına alınıyor.

NSU kararı Almanya’da kurumsal ırkçılığın boyutlarının ortalığa dökülmesi ve devlet kurumlarının ırkçı terörle uzlaşma eğilimini göstermesi açısından büyük önem taşıyor.

Aslında ırkçı kökenli saldırılar Almanya’da 90’lı yıllardan bu yana günlük hayatın bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Almanya Ulusal Demokratik Partisi (NPD), Almanya Halk Birliği (DVU) ve Cumhuriyetçiler (Rep) gibi aşırı sağcı partilerin göçmenleri ve sığınmacıları hedef alan ırkçı politik söylemleri ise hâlâ belleklerimizde. Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) ve Hıristiyan Sosyal Birlik (CSU) partilerinin de yangına körükle giden sert yabancılar politikalarını unutmayalım.

NAMLUNUN UCUNDA ALMAN VALİSİ OLSA DA AYDINLATILAMIYOR

Daha sağ popülist AfD yoktu belki ama, mülteci politikalarının sertleştirilmesi, göçmenlerle ilgili yasal düzenlemelere kısıtlamalar getirilmesi ta o dönemde başlamıştı. Aşırı sağ her geçen gün biraz daha güçlendi ve 2000’li yılların başında neonazi terör hücresi NSU‘yu doğurdu. Nerede ve nasıl olursa olsun hatta namlunun ucunda bir Alman vali ya da Alman polis olsa dahi neonazi saldırılar tüm boyutlarıyla çözüme bir türlü ulaştırılmıyor.

Saldırıların ardındaki ırkçı motif ayan beyan ortada olmasına rağmen kısmen görmezden geliniyor Aşırı sağcılar hafif cezalarla paçayı kurtarabiliyor.

NORMALLEŞTİRİLMİŞ “IRKÇILIK”

Sözün kısası Almanya’da tırmanan ırkçılık ve neonazi hareket hafife alınıyor, hoşgörü ile yaklaşılıyor. Aşırı sağ, bir fenomen olarak karşımıza çıkıyor.

Toplumda önceki yıllarda dışlanan ya da ötelenen “aşırı sağcılar” ve mesafe bırakılan “ırkçı söylemler” artık normal karşılanıyor.

NSU dosyalarının 120 yıl boyunca kilit altına alınmasına karşı 82 milyonluk Almanya’da sadece 67 bin imza toplanmış olması ise devletin falan değil, bizim yani tüm toplumun ayıbı. Öncelikle de Türkiye kökenliler ve “göç arka planına sahip” insanların ayıbı.

Irkçılığa ve neonazilere neden meydan okuyamıyoruz?

CEM ÖZDEMİR NEREDE?

Cem Özdemir, Sevim Dağdelen ve daha nice göçmen kökenli siyasetçi bu kampanyalarda neden başı çekmiyor?

Gazetecileri, sanatçıları, faşizm karşıtlarını, aydınları, işçileri, demokrasi ve özgürlük yanlılarını, sivil toplumu kim tutuyor?

İmza atanların sayısının 3 milyona çıkmasını neden sağlayamıyoruz? Ya da 20 milyona? Bu ülkede 3,1 milyon Türkiye kökenli insan yaşıyor. Bu ülkede 20 milyonu aşkın “göç arka planına sahip”, yani ırkçılığın hedefinde insan yaşıyor. Bunların imza atmasını engelleyen ne?

Toplumu neden ırkçılığa karşı harekete geçirmiyoruz?

Toplumdaki aşırı sağa kayışı durdurmak için daha kaç kurban vermeliyiz?

8’i Türk biri Yunan biri Alman olmak üzere 10 kişiyi katleden, ırkçı yer altı örgütü NSU davasının ardından delillerin 120 yıl kilit altına alınmasının, sonra da sözde bu sürenin 30 yıla indirilmesinin hesabını kim soracak?

67 bin imzalık dilekçe ile bir yere varılamayacağı, çok açık. “Göçmenlerin” suskunluğu ise kuzuların suskunluğunu bile aratacak kadar acımasız.

GÖSTERMELİK İŞLER

Modern ırkçılıkla, ona karşı birkaç miting yaparak, birkaç nöbet tutarak, kınama yazarak karşı çıkamayacağımız kesin.

“Dostlar alışverişte görsün” türünden göstermelik işleri bir kenara bırakalım.

Yabancı düşmanlığı, göçmen karşıtlığı ve ırkçılıkla mücadele için uzun yıllara ve toplumun her kesimine yayılacak güçlü konseptlere ihtiyaç var.

Ama önce siyasetçilerle, toplumla ve kendimizle yüzleşmeliyiz.

Şimdi hesap sorma zamanı!

İğneyi değil, artık çuvaldızı kendimize batırmak zorundayız: Önce 3,1 milyon Türkiye kökenli veya 20 milyon göç arka planına sahip “Almanyalı”, milyonlarca imzadan oluşan basit bir soru yöneltsin Berlin’e: Siz neyi saklıyorsunuz? Neden saklıyorsunuz? Açıklayın!

Dünya kamuoyu bu milyonlarca imzayı görünce Berlin’i tefe koymaz mı? Sormaz mı, “Yahu Berlin, behey Alman siyaset sınıfı, siz 1945’ten 75 yıl sonra daha hâlâ neyi saklamaya çalışıyorsunuz?” falan diye.

Kimsenin yardımı olmadan kendi göbeğimizi kendimiz kesmeyi, kendi sorunlarımızı kendimiz çözmeyi, “sivil toplum kuruluşları” olarak bizzat hesap sormayı, bu medeni cesareti ne zaman öğreneceğiz? Birisinin bize öğretmesini mi bekleyeceğiz?

İmza toplamamızı engelleyen ne var?

Popüler Haberler

Almanya o raporu rafta mı unuttu? Salgında 7,5 milyon kişi ölebilir

Ortalıkta sayısız koronavirüs salgınıyla ilgili komplo teorisi ve senaryolar dolaşsa da, Almanya’nın bundan sekiz yıl önce hazırlattığı “Sivil Halkı Korumada Risk Analiz Raporu“ aslında hedefi en iyi tutturan senaryo olmuş. O rapor rafta unutulmuş olabilir mi? Almanya günümüzde yani 2020‘deki küresel salgınla ilgili şaşılacak derecede, bire bir benzeyen bir rapor hazırlamasına karşılık gereken tüm tedbirleri de beraberinde almış mı gerçekten?

Deniz bitti: AKP’nin gözü, yurtdışındaki Türklerin emekliliğinde

AKP hükümeti tarafından Meclis’e sunulan “Yeni Ekonomi Paketi” yurtdışı Türklerinin emeklilik hakları ile ilgili olumsuz düzenlemeleri de beraberinde getiriyor. Söz konusu paketle AKP, SSK borçlanmasının kaldırılmasını da teklif etti.

Müzisyen Suavi Almanya’dan uyardı: “Alevileri tuzağa düşüremezsiniz!”

Tanınmış sanatçı Suavi, Almanya'daki konseri sonrasında Alevilere yönelik yeni oyunlar hakkında değerlendirmelerde bulundu. 

Koşu proteziyle bir mitoloji kahramanı: Ali Laçin’in öyküsü

Uluslararası alanda da başarısıyla gündeme gelen engelli sporcumuz Ali Laçin, umut dolu bir resim çizdi. Laçin, “Engellerle karşılaşınca ayağa kalkmak ve zorluklara göğüs germek gerekiyor. Her şeyden önce ilk adımı atmak çok önemli” diye konuştu.

Komedyen, sunucu, oyuncu ve yazar Meltem Kaptan

İyi bir evsahibi nasıl mı olur? Bir yemek kaşığı vahşi Türk balı, bir tutam kışkırtıcı cazibe, bunları kıvırcık kafayla karıştır, üzerini de Doğubatı Vestfalya’nın esmer ekmeği ile süsle. Bu lezzetin adı Meltem, Türk-Alman uyumunun en bereketli ayartılışı...

Tüm Haberler

Ürküten korona senaryolarının ardı arkası kesilmiyor: “Anarşi çıkabilir”

Şimdi de Alman İçişleri Bakanlığı’na ait korona virüsüyle ilgili çok gizli bir belge basına sızdı. Tam üç senaryo üzerinde durulan rapora göre kısmi sokağa çıkma yasakları ve kısıtlamaların uzaması ekonominin ağır darbe almasına, dolayısıyla anarşiye yol açabilir.
dd

25’inci yılda kötü şaka: Nürnberg Film Festivali ertelendi

Avrupa'da Türk sinemasıyla ilgili festivallerin en gelişkini olarak tanımlanan Nürnberg Film Festivali, “koronavirüs” salgını nedeniyle alınan önlemler çerçevesinde bu tarihsel etkinliği ertelemek zorunda kaldı.
dd

Almanya o raporu rafta mı unuttu? Salgında 7,5 milyon kişi ölebilir

Ortalıkta sayısız koronavirüs salgınıyla ilgili komplo teorisi ve senaryolar dolaşsa da, Almanya’nın bundan sekiz yıl önce hazırlattığı “Sivil Halkı Korumada Risk Analiz Raporu“ aslında hedefi en iyi tutturan senaryo olmuş. O rapor rafta unutulmuş olabilir mi? Almanya günümüzde yani 2020‘deki küresel salgınla ilgili şaşılacak derecede, bire bir benzeyen bir rapor hazırlamasına karşılık gereken tüm tedbirleri de beraberinde almış mı gerçekten?
dd

Sucuk üretiminde sular durulmuyor: İşyeri işçi temsilcisi işten atılmakla tehdit ediliyor

Merkezi Federal Almanya’nın Köln kentinde bulunan ülkenin en köklü Türk et ve sucuk üreticisi Egetürk’te işçilerin toplu iş sözleşmeleri için hak aramalarıyla başlayan gerginlik tırmanmaya devam ediyor.
dd

Yeni Vatan: Viyana’nın Türkçe gazetesinden “koronavirüs özel sayısı”

Bu yıl 20 yaşını geride bırakan Viyana'nın en etkili Türkçe yerel gazetesi Yeni Vatan, mart ayı sayısını “koronavirüs” ile mücadeleye ayırdı.
dd

Berlin’de Barışlar için eyleme Afrikalı ve Kanadalı gazeteciler de destek verdi

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) tutuklu ve gözaltındaki gazeteciler için Berlin’deki Brandenburger Kapısı önünde bir eylem düzenledi. Gazetecilerin eylemine Kanadalılar ve Afrikalı gazeteciler de destek verdi.
dd

Endişe: Sanatçılar Almanya’da TRT’nin “koronavirüs” önlemine takıldı

Çin’in Wuhan şehrinden dünyaya yayılan ölümcül koronavirüs önlemlerinden TRT sanatçıları da etkilendi.
dd

Serbest bırakılmaları için Berlin’de eylem yapacaklar

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) tutuklu ve gözaltındaki gazeteciler için Berlin’deki Brandenburger Tor alanında eylem düzenliyor.
dd

DİDF ve Sidar Çarman: “Kadın mücadelesi insanlık mücadelesidir”

Almanya’da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla çok sayıda etkinlik gerçekleştirildi. Stuttgart kentindeki mitingte Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) Stuttgart Teşkilatı adına konuşan sendikacı Sidar Çarman “Biz kadınların mücadelesi aslında bütün insanlığın mücadelesidir” dedi.
dd